Ana Menü
Anasayfa
FORUM
Kayıt Ol
Basın Açıklamaları
Faaliyetlerimiz
Köşe Yazıları
Üye Arama
Üye Listesi
Ziyaretçi Defteri
Avukat ara
Fotoğraflar
Hukuk Dernekleri
Üye Girişi
Adana
Adana Şehir Haritası
Nöbetçi Eczaneler
Adanadan Fotoğraflar
Eklenen Fotoğraflar
Anket
Sitemizi beğendiniz mi?
 
Mevzuat
Kanun
KHK
Yönetmelik
Adalet Bak. Genelgeleri
Mülga Mevzuat
Uluslararası Sözleşmeler
HSYK Kararları
Son Eklenen Haberler
FORUM'a Son Eklenenler
Ziyaretçi Sayısı
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün84
mod_vvisit_counterDün92
mod_vvisit_counterBu ay757
mod_vvisit_counterBugüne kadar56577
Grafik Hava Durumu
HABER ARŞİVİ
GÜNÜN YAZARI

YİĞİT BULUT: "Konuşma zayıf, isimler yetersiz" Şunu söylemek istiyorum özellikle Habertürk ekranlarında Türkiye Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığı tartışılıyor. Kılıçdaroğlu genel başkan seçilene kadar hem bir köşe yazarı hem de bir vatandaş olarak elimden gelen desteği gösterdim. Ama artık genel başkan olduğuna göre gerçekleri söyleme zamanının geldiğini düşünüyorum. Yeni listeyi gördük. Kılıçdaroğlu'nun konuşmasında ortaya koyduğu sert şekilde ortaya koyduğu ama çözümlerini sölemediği ekonomiden siyasete birçok dinamiğin çözümlerini gerçekleştirecek isimleri içermiyor. Ekonomide çok sert eleştiri yapıyorsun 1978 senesine dönüyorsun ama bu yeni listede aş ve iş noktasını Türkiye'nin önüne bir çözüm olarak koyacak bir isim göremiyoruz. Türkiye'nin temel paradokslarıyla ilgili alanında uzmanlaşmış, alanında tez koyabilecek isimleri içermiyor. Gazetecilerle ülke yönetilmez.  İnsan gazetecidir ya da siyasetçidir. Sayın Öymen de bir gazeteci genel başkanlıkta yaptı Türkiye'nin en değerli isimlerinden biridir. Parti yönetimi alanında uzmanlaşmak ayrı bir şeydir. Kemal Kılıçdaroğlu, genel başkanlık manifestosu yayınlamalıdır. Genel başkanlık manifestosu büyün konuşarın ele alındığı ve bütün konular hakkında ince mesajların verildiği konuşmadır. Bu başkanın ilk açılımıdır. Dün yaptığı konuşmayı çok düşük bir Recep Bey polemiği ile başladı ve bitirdi.  Recep Bey polemiği bir kahvede oturuken yapılsa güzel bir polemiktir. Ama bir genel başkanın manifestosunu yapacağı konuşmada Recep Bey polemiği çok düşük kalmıştır. Bir genel başkanının manifestosunu ortaya koyacağı gün böyle konuşma yapılmaz. Bir iktidar partisi için Türkiye'nin küresel vizyonu, atılan adımlar, ekonomide, sivil-asker ilişkilerinde, yeni dış politikalarında, Türkiye'nin uranyum takasında parti meclisinde bunları ortaya koyabilecek bir isim görmedim. Artık başkan olduğuna göre genel başkanlık manifestosunu Recep Bey polemiğinden kurtularak ortaya koyması gerekiyor."

 
CHP'DE GANDİ KEMAL DÖNEMİ

CHP'nin 33. Olağan Genel Kurultayı'nda İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu, 1249 delegenin 1189'unun oyunu alarak, CHP'nin 7. Genel Başkanı oldu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu teşekkür konuşmasında partililere şöyle seslendi: "Hepinize teşekkür ediyorum. Çok ağır bir görevi üstlendiğimin bilincindeyim. Mustafa Kemal'in, İsmet İnönü'nün, Bülen Ecevit'in, Deniz Baykal'ın koltuğuna oturuyorum. Bu koltuğa oturanlar halkı için çalıştı. Görevimiz asıl şimdi başlıyor. Mücadeleyi ülkenin her tarafına taşıyacağız. Beraber yola çıkmak zorundayız. İktidar koşusunun asıl aslanları, kaplanları sizlersiniz. Eğer bu mücadeleyi sağlıklı götürürsek çözmeyeceğimiz hiçbir anahtar yoktur. Bana yükslediğiniz görevin bilincinde olarak teşekkür ediyorum. Saygılar sunuyorum. "Kılıçdaroğlu teşekkür konuşmasının ardından CHP Genel Merkezi'ne geldi. Kılıçdaroğlu burada Hakkı Süha Okay ve Önder Sav ile bir araya geldi. Bu arada CHP'nin eski genel başkanı Baykal, Kılıçdaroğlu'nu telefonla arayarak kutladı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin de Kılıçdaroğlu'nu kutladı.

 
ESKİ PRENSES RÜŞVET İSTEDİ

İngiltere'nin sıradışı eski prensesi Sarah Ferguson, yine bir skandalla gündemde. York düşesinin eski eşi Prens Andrew ile görüşme ayarlama vaadiyle iş adamlarından 500 bin pound rüşvet aldığı öne sürüldü. İddia sahibi haber sitesi, iş adamı kılığına giren muhabirinin, Ferguson ile pazarlık yaparken çekilen görüntülerini yayınladı. York düşesi Sarah Ferguson'un Türkiye'de bir yurtta kılık değiştirerek çektiği görüntüler İngiltere'de haber olmuştu. Düşes bu kez kendi silahıyla vuruldu. İngiliz "News of the World" haber sitesi, iş adamı kılığındaki bir muhabirinin Ferguson ile görüşmesinin gizli kamera kayıtlarını yayınladı. Kayıtlarda, düşes karşısındaki iş adamına rüşvet karşılığında eski eşi Prens Andrew ile görüşme ayarlama sözü veriyor. Ferguson'un 1996'da boşandığı eski eşi ile ilişkileri dostane. O da bunun üzerinden pazarlık yapıyor. Hizmet bedeli 500 bin pound. Yani yaklaşık 1 milyon 150 bin lira. Avansı ise 40 bin dolar.Nakit para, görüntülerde düşesin önünde duruyor. Haber sitesi, düşesin Londra'da bir evde yapılan bu görüşmeden parayı alarak ayrıldığını iddia ediyor. Ferguson, aracılığı eski eşinin bilgisi dalihinde yaptığını da söylüyor. Haber sitesine göreyse, aslında Ferguson'un bütün iddiaları düzmece. Prens Andrew'un böyle bir aracılıktan haberi yok. Bütün bu görüşmeyi daha da skandal hale getiren de işte bu.

 
TÜRK: "YARGI BAĞIMSIZLIĞI ZEDELENİR"

Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, yargıyla hiç ilgisi olmayan kişilerin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) gibi bir kurula seçilmesinin doğru olmadığını savunarak, "Bu, yargı bağımsızlığını zedeler" dedi. Karadeniz'in Özelliklerini Koruma Kulübü (KÖK) Derneği'nce düzenlenen 3. Karadeniz Kalkınma Kurultayı'na katılan Türk, Anayasa değişikliği için yapılacak referanduma işaret ederek, bu konuda son sözü halkın söyleyeceğini ifade etti. Anayasada getirilen değişikliklerin bazılarının herkesin kabul ettiği konular olduğunu belirten Türk, şunları kaydetti: "Şimdi bu kanunda tartışma konusu olmaya devam eden maddeler, yargıyla ilgili olan maddelerdir. Anayasa Mahkemesi'nin üye sayısı artırılmaktadır ve üyelerin bir kısmının TBMM tarafından seçilmesi öngörülmektedir. Bunun yargıda siyasallaşamaya yol açacağı kaygısı vardır.  Başka ülkelere baktığımız zaman Anayasa Mahkemesi üyelerinin kısmen veya tamamen parlamentolar tarafından seçildiğini görüyoruz. Bizde de 1961 Anayasası'nda benzeri bir sistem öngörülmüştü ama bu daha sonra terk edildi. İkinci tartışmalı değişiklik ise HSYK'nın yapısında yapılan değişikliktir. Bu kurulun üye sayısı 22'ye çıkarılmakta. Kurulun dört üyesi, yargıyla hiç ilgisi olmayan kişilerden seçilecektir. Şimdi yargıyla hiç ilgisi olmayan kişilerin HSYK gibi bir kurula seçilmesi doğru değildir. Bu, yargı bağımsızlığını zedeler." HSYK ile ilgili getirilen değişiklikte diğer önemli çekincenin de Adalet Bakanı'nın konumunun güçlendirilmesi olduğunu ifade eden Türk, bu konunun da yargı bağımsızlığını tartışmaya açacağını ileri sürdü. Değişiklikle HSYK'ya bağlı "Genel Sekreterlik" oluşturulmasının da öngörüldüğünü hatırlatan Türk, şöyle devam etti: "Bu, bir anlamda kurulun işlemlerini Adalet Bakanlığı'ndan almak, bir ölçüde bağımsızlaştırmak amacını izler görünmektedir, ancak bu genel sekreterin atanması da yine bakanın elindedir. Böyle olunca burada iddia edilenin aksine üye sayısı artırılan kurul, önemli konularda bakanın vereceği karara göre hareket edebilir bir kurul olacaktır.

 
"İTHAL ET" DAVALIK OLDU

Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Üst Birliği Başkan Yardımcılığı görevine de yürüten Karabulut, Konya Gazeteciler Cemiyeti’nde düzenlediği basın toplantısında, Hükümetin 30 Nisan’da canlı hayvan ve kasaplık et ithaline izin verdiğini hatırlattı. Üreticilerden ve toplumun birçok kesiminden Hükümete çeşitli uyarılar yapıldığını ifade eden Karabulut, "Ancak başta Sayın Başbakan olmak üzere hükümet, bu uyarıları dikkate almadı" dedi. Karabulut, hükümetin ithal ete izin vererek "besicilerin ölüm fermanını imzaladığını" öne sürerek, şunları kaydetti: "Et fiyatlarındaki artışın sebebi üretici değildir. İhale yapılırken, ithal etin maliyetinin 13 lira olacağını, bu fiyata et vermeye hazır olduğumuzu  söyledik. O halde nasıl olur da et fiyatlarındaki artıştan bizler sorumlu tutulabiliriz? Et fiyatlarındaki artışın tek sorumlusu hükümettir. Yıllardır kaderine terk edilen tarım ve hayvancılık çökme noktasına getirilmiştir. İthal etle ilgili olarak birliğimiz son çare olarak yüce yargıya müracaat etme kararı almıştır. Bize kulak tıkayan hükümete inşallah yüce Türk adaleti gerekli yanıtı verecektir." Birliğin Avukatı Ahmet Gürol Şağban, 24 Mayıs Pazartesi günü et ithalatı kararının yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştay’a dava açacaklarını belirterek, "Danıştay’ın halkın sağlığını ilgilendiren bu konuda üreticinin yanında, adil bir karar vereceğine inanıyorum" diye konuştu.

 
BİR SAHTE AVUKAT VAKASI DAHA

Hapisten kaçan sahte avukat uslanmadı. Büro açıp yanında iki gerçek avukat çalıştırmaya başladı. Sahte avukat son model cipiyle geldiği Kadıköy Adliyesi'nde yakalandı. İstanbul’da Yıldırım T. 2004 yılında hukuk fakültesinden mezun olduğunu söyleyerek davalar almaya başladı. Kartal ve Pendik adliyelerinde iki yıl boyunca yüzlerce duruşmaya girdi. Sonra sahte avukatlık yaptığı için tutuklandı ve 7 yıl hapis cezasına mahkum edildi. Sahte avukat Yıldırım T. üç yıl önce Bolu Cezaevi’nden kaçıp İstanbul’a döndü. Sanki hiçbir şey olmamış gibi Kadıköy’de avukatlık bürosu açtı. İşin en komik tarafı, yanında iki gerçek avukat çalıştırmaya başladı. Sahte avukatın aldığı davaların duruşmasına ‘gerçek’leri girdi. Sahte avukatlık yaparak iyi para kazanan Yıldırım T. kısa süre içinde altına son model bir cip çekmeyi de ihmal etmedi. Polisler, Yıldırım T.’nin izini cezaevinden kaçtıktan tam üç yıl sonra Kadıköy’de buldu. Yıldırım T. böylece polis tarafından yakın takibe alındı. Yıldırım T. cipiyle geldiği Kadıköy Adliyesi’nde kendisini bekleyen polisler tarafından gözaltına alındı. Mahkemeye çıkarılan Yıldırım T. sahte avukatlık yaptığı için bir kez daha tutuklandı. Hapishaneye götürülürken “Ben yandım” diye ağladı.

 
GÜNÜN YAZARI

FATİH ALTAYLI: "Bu kafayla daha çok insan ölür": Madencinin ölümünü "kader" gibi görmek ne kadar doğru acaba! Doğrudur, bazı meslekler, bazı işler tehlike de içerir. Ama o işleri denetlemekle görevli otorite, o tehlikeleri minimize edecek önlemleri bulmak durumunda değil midir? "Maden kazası dünyanın her yerinde oluyor" deyip işin içinden çıkılabilir mi? O zaman bir soru gündeme gelir, "Üretime oranla kaza oranı ne?" sorusu. Zonguldak'ta bu hesabın gelişmiş ülke standartlarının çok üzerinde olduğunu bilmek için kâhin olmaya gerek yok. Ve tabii Zonguldak'ta uygulanan modelin yanlışlığını görmek için de uzman olmak şart değil! Onlarca canı yitirdiğimiz kazanın olduğu madene bir göz atalım da yanlışlığı görelim. Madenin imtiyaz sahibi TTK. Yani Türkiye Taşkömürü Kurumu. Ancak madeni işleten bir taşeron. Malzeme, ekipman, teknoloji hepsi TTK'dan kalma. Madeni işleten firma, TTK teknolojisinin üzerine kendi know how'ını koyarak maden çıkarıyor. Bana göre bu model çok doğru model değil. Hükümetlerin görevi, kazaları mukadderat olarak görmek değil, doğru modelleri bulmak. Doğru model ise bu madenleri, özel sektöre, "teknoloji şartı" getirerek devretmek. Gerekirse özel istihdam yükünü kaldırıcı önlemler alarak ve vergi istisnaları getirerek, hatta belki de belirli bir süre için üzerine para vererek bu işletmeleri, gerekli teknolojiyi getirecek ve kazaları gelişmiş ülke standartlarına indirecek firmalara devretmek gerek. Yazının devamı...

 
YENİ SES KAYDI:"ERGENEKONCULARI TAHLİYE ET!"

Aktan’a ait olduğu iddia edilen son ses kaydında Mahkeme Başkanı Şengün’e yapılan “Emin Gürses’i tahliye et” baskısı anlatılıyor. Şengün iddiaları reddetti... Yargıtay üyeleri arasında geçen ve Erzincan Ergenekon davasının üzerinin örtülmesi tüm sanıklarının da tahliye edilmesiyle ilgili konuşmalar yüksek yargıyı sarsmaya başladı. Ergenekon iddianamesinde “Ergenekon Silahlı Terör Örgütü’nün yüksek bürokrasiden eleman kazanma toplantısı” olarak nitelenen Kent Otel Toplantıları’nın müdavimlerinden olduğu ortaya çıkan Yargıtay 8. Daire Üyesi Hamdi Yaver Aktan’ın başrolde olduğu ses kayıtlarında konuşulanlar hukukçular tarafından “Terör örgütüne yardım ve yataklık” suçu kapsamında değerlendiriliyor. Aktan’ın üçüncü ses kaydında ise “Ergenekon Silahlı Terör Örgütü” iddiasıyla sürdürülen yargılamayı yapan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Köksal Şengün’e tutuklu sanıkların tahliye edilmesi için yapılan baskı anlatılıyor. Yargıtay Üyesi Aktan’a ait olduğu iddia edilen kişi Başkan Şengün’e tutuklu sanık Emin Gürses’i tahliye etmesini söylediğini anlatıyor. Aktan ses kaydında şu şok itiraflarda bulunuyor: “Emin Bey çıktı mı? Çıktı. Söyledik burada Köksal’a, ne tutuyorsun bu adamı. Çarpıcı detaylar...

 
BİR MİLYON YILI AŞAN HAPİS TALEBİ

Hazırlanan kurban yolsuzluğu iddianamesinide sanıklar hakkında bir milyon yıla kadar hapis istemi var. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kurban yolsuzluğu iddianamenesinde bir rekora imza attı. İddianamede sanıklar hakkında 1 milyon yıla kadar hapis istemi var. Dava, Kurban Bağışı kesim ihalelerinde yolsuzluk yapıldığı iddiasıyla açıldı. İddianamede, Mehmetçik Vakfı Genel Müdürü Salih Güloğlu hakkında istenen hapis cezası tam 1 milyon 94 bin 338 yıl. LÖSEV Yönetim Kurulu Başkanı Üstün Ezer için istenen hapis cezası ise 364 bin 70 yıl. İddianameyi mahkemeye sunan savcılar Deniz Feneri Derneği Başkanı Mehmet Cengize de 44 bin 590 yıl istedi. Güloğlu’nun ayrıca, "İhaleye fesat karıştırmak", Cengiz’in ise "Özel belgede sahtecilik ve sahte özel belge kullanmak" suçlarından da cezalandırılmaları talep ediliyor. Kurban yolsuzluğunda savcılar toplam 45 kişi hakkında dava açtı. Ankara 6’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan iddianamenin kabul edilmesi halinde, sanıkların yargılanmasına önümüzdeki haftalarda başlanacak.

 
HOLLANDA "AYRIMCILIKTAN" MAHKUM OLDU

Hollanda’nın Türklere yönelik ayrımcı fiyat uygulaması Avrupa Adalet Divanı’ndan döndü. Oturum belgesi için AB vatandaşlarından 30 Avro başvuru ücreti alırken Türk vatandaşlarından 830 Avro talep eden Hollanda, ayrımcı uygulaması dolayısıyla Avrupa Adalet Divanı’nda mahkum oldu. Avrupa Adalet Divanı, AB resmi gazetesinde yayımlanarak yürürlüğe giren kararında, Hollanda’nın oturum belgesinde ayrımcı ücret politikasının, Ortaklık Anlaşması’nda tabiiyete dayalı her türlü ayrımcılığı yasaklayan 9’uncu maddeye aykırı olduğunu bildirdi. Mahkeme, Hollanda’nın, Ek Protokol’de işletmelerde ve hizmet sunumunda katılımcı ülkelerin birbirlerine yeni engeller getirmemesini düzenleyen maddeyi ve Ortaklık Konseyi’nin Avrupa Birliği’nde Türk işçilerine yönelik ayrımcılığı ve istihdamlarına yeni engel çıkarılmasını yasaklayan kararları da ihlal ettiğini bildirdi. Türk Vatandaşı Şikayet Etti: Bir Türk vatandaşı Hollanda’yı Avrupa Birliği müktesebatını ihlal ettiği gerekçesiyle Avrupa Adalet Divanı’na şikayet etmişti. Avrupa Adalet Divanı, geçen yıl da "Şahin davasında" Hollanda hükûmetinin Türk vatandaşlarına uyguladığı yüksek harç miktarının "geçersiz" olduğuna karar vermişti.

 
NOVARTİS'E "AYRIMCILIK"TAN CEZA

New York'ta Manhattan'daki bölge mahkemesinde görülen davada jüri, İsviçreli ilaç şirketi Novartis'i erkeklere göre daha az maaş ve promosyon vererek kadınlara karşı ayrımcılık yapmaktan suçlu buldu ve şirketi 5 bin 600 kadına 250 milyon dolar ödemeye mahkum etti. Jüri, ilk olarak pazartesi günü şirketin, altı hafta süren davada davacı 12 kadına 3.3 milyon dolar tazminat ödenmesine karar verdi, bu da 5 bin 588 kadının tazminat talebi için başvurabilmesinin kapısını açtı. Davacı kadınlar 2002 ve 2007 yıllarında satış temsilcileri ve alt düzey idarecilerden oluşuyor. Kadınların avukatı David Sanford yaptığı açıklamada, "Bu, son iki ayda mahkemede olan her şeyi haklı çıkardı. Bu, ABD'deki Novartis ve bütün şirketlere uzun süredir yaptıkları ayrımcılık ve sistematik problemlerin yanlarına kar kalamayacağı konusunda bir mesaj gönderdi" dedi. Mahkemedeki konuşmasında, jürinin davacı kadınları, şirketin ABD'deki biriminin geçen yıl elde ettiği 9,5 milyar doların yaklaşık yüzde 2 ila yüzde 3'ünü oluşturan 190 milyon ve 285 milyon dolar arasında parayla ödüllendirmesi gerektiğini savunan Sanford, karardan memnun olduklarını söyledi. Jürinin kararının bir cinsiyet ayrımcılığı davasında şimdiye kadar aldığı en büyük para cezası kararı olduğuna inandığını belirten Sanford, 2002 ve 2007 yılları arasındaki ayrımcılığın maaşlarında yol açtığı kayıplar nedeniyle 37 milyon dolar daha tazminat talebinde bulunacaklarını da ifade etti.

 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 94 - 124 Toplam: 1096

ADANA- NİZAM HUKUKÇULAR DERNEĞİ-2008