Ana Menü
Anasayfa
FORUM
Kayıt Ol
Basın Açıklamaları
Faaliyetlerimiz
Köşe Yazıları
Üye Arama
Üye Listesi
Ziyaretçi Defteri
Avukat ara
Fotoğraflar
Hukuk Dernekleri
Üye Girişi
Adana
Adana Şehir Haritası
Nöbetçi Eczaneler
Adanadan Fotoğraflar
Eklenen Fotoğraflar
Anket
Sitemizi beğendiniz mi?
 
Mevzuat
Kanun
KHK
Yönetmelik
Adalet Bak. Genelgeleri
Mülga Mevzuat
Uluslararası Sözleşmeler
HSYK Kararları
Son Eklenen Haberler
FORUM'a Son Eklenenler
Ziyaretçi Sayısı
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün27
mod_vvisit_counterDün120
mod_vvisit_counterBu ay494
mod_vvisit_counterBugüne kadar56313
Grafik Hava Durumu
HABER ARŞİVİ
GÖZLER YİNE ANAYASA MAHKEMESİ'NDE

Anayasa Mahkemesi'nin yeni hizmet binasıSiyaset dünyasının gözü kulağı bir kez daha Anayasa Mahkemesi’ne çevrildi. Anayasa değişiklik paketinin iptal başvurusu için yüksek mahkeme üyeleri bugün (08.06.2010) birkez daha bir araya geliyor. Yüksek mahkemenin paketi esastan görüşüp görüşmeyeceği ise tartışılıyor. Hukukçular, esastan görüşme yapılamayacağı yönünde görüş bildiriyor. Meclis’te sabahlara kadar süren oturumların ardından 336 oyla kabul edilen Anayasa değişiklik paketi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından, 367 barajını geçemediği için referanduma gönderildi. Halk referandum tarihi olan 12 Eylül’ü beklerken gözler Anayasa Mahkemesi’nden çıkacak karara çevrildi. Geçen Perşembe günü CHP’nin itiraz başvurusunu görüşen ve Salı gününe randevu veren Mahkeme heyeti, kritik görüşme için sabah saatlerinde bir araya gelecek. Bu süreçteki yeni tartışma konusu ise mahkemenin paketi esastan görüşüp görüşmeyeceği oldu. Hukukçulara göre Anayasa’nın 148’inci maddesi bu konuda açık. Demokrasi ve Hukuk Derneği Genel Başkanı Fatih Atalay, "Sadece şekil bakımından inceleyebilir. Mahkeme’nin yapması gereken açık" dedi. Anayasa Mahkemesi’nin teknik olarak paketi incelemeye yetkisi olmadığını kaydeden Atalay, "Çünkü bu paket bir teklif olarak önümüzde duruyor. Eğer 367’yi geçmiş olsaydı o zaman incelerdi. Kendinde olmayan bir yetkiyi kullanırsa ne olur? Hukuk katledilmiş olur" diye konuştu. Ayrıntılar....

 
İSRAİL, BM'NİN TEKLİFİNİ REDDETTİ

İsrail'de yayınlanan Haaretz gazetesinin internet sitesinin haberine göre, İsrail Başbakanı Netanyahu, BM'nin yardım konvoyuna saldırıyla ilgili komisyon kurulması önerisini reddetti. Haaretz'in haberinin yayınlanmasından kısa bir süre sonra yetkili bir ağızdan da açıklama geldi. İsrail'in ABD Büyükelçisi, komisyon kurulmasını reddedeceklerini açıkladı. Öte yandan, Haaretz gazetesinin haberine göre, adının saklı kalmasını isteyen yetkili, Türkiye'nin İsrail'in resmen özür dilemesi talebinin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İsrail ile diplomatik bağları kesmesi için bir bahane olableceğini savundu. Yetkili, bu konudaki açıklamanın kısa bir süre önce Tel Aviv'de büyükelçilik görevi yapan, halen görevini Washington'da sürdüren Namık Tan'dan gelmesini şaşkınlıkla karşıladığını, diğer diplomatik yollarla böyle bir talebin iletilmediğini söyledi. Tan'ın "İsrail'e destek veren" bir kişi olarak bilindiğini söyleyen yetkili, "Eğer o böyle konuşuyorsa, çok büyük olasılıkla Türk hükümetindeki üst düzey yetkililerden bir resmi talimat gelmiştir. Öyle görülüyor ki (ikili ilişkilerde) kötüleşme devam ediyor ve diplomatik bağların kesilmesi an meselesi" ifadelerini kullandı.

 
"SALDIRI, BİZİM 11 EYLÜL'ÜMÜZ"

Davutoğlu, İsrail saldırısından sonra Cidde'de acilen toplanan İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) Yürütme Kurulunun toplantısında bir konuşma yaptı.    Konuşmasına, ''İsrail'in Gazze'deki Filistin halkına yardım götüren gemileri hedef aldığı barbar saldırısının ardından Türk hükümeti adına İslam Konferansı Teşkilatının kardeş üye ülkelerinin gösterdiği destek ve dayanışmadan ötürü Türkiye'nin en içten minnet ve memnuniyetini ifade etmek isterim'' diyerek başlayan Davutoğlu, çok uluslu sivil filonun insani yardım taşıyan 32 ülkeden silahsız sivillerden oluştuğunu hatırlattı.  Türkiye'nin bu korkunç saldırıyı şiddetle kınadığını kaydeden Davutoğlu, İsrail'e bu ağır suçundan dolayı hesap sorulması ve bunun cezasız kalmaması için ulusal ve uluslararası düzeylerde gerekli tüm önlemleri almaya kararlı oldukları vurguladı.   Ahmet Davutoğlu, ''Bu tek olay, bölgenin tarihinde bir 'dönüm noktasıdır.' Bu bizim '11 Eylül'ümüz olmuştur, ki bu bizim bölgesel ve küresel bakışımıza derin etkisi olacaktır ve hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacak anlamına gelmektedir'' dedi.   ''İnsanlık onuruna yapılan haksızlık ve açık ihlal karşısında sessiz kalamayız'' diyen Davutoğlu, hiçbir devletin hukukun üstünde olmadığını, İsrail'in bu yasa dışı ve kabul edilemez tavrının hesaba geçirilmesi gerektiğini kaydetti.   Davutoğlu, ''Gazze'ye yapılan haksız kuşatmanın sürdürülemeyeceğini ve İsrail'in bunu zorla yaptıran umursamaz politikalarının bölgesel barış ve istikrar için büyük bir tehdit oluşturduğunu'' vurgulayarak, İKT üyesi ülkelere, Gazze halkına uygulanan ambargonun kaldırılması ve Arap-İsrail çatışmasına çözüm bulunmasına yönelik baskı için birlikte çalışılması çağrısında bulundu.

 
ANAYASA MAHKEMESİ'NE İLK TEPKİLER

AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, Anayasa Mahkemesinin, anayasa değişikliği konusunda esasa dair denetim yapamayacağını ve bu yönde yetkisinin de bulunmadığını belirterek, “Şekil şartları Anayasa'ya uygun olduğu için davanın reddi yönünde karar çıkacağını ümit ediyorum” dedi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Yozgat'taki temaslarına eşlik eden Bozdağ, gazetecilerin anayasa değişikliğinin iptali istemiyle açılan davada, Anayasa Mahkemesinin dün verdiği karara ilişkin sorularını yanıtladı. Mahkemenin, davanın esastan görüşülmesi kararı almadığını hatırlatan Bozdağ, Anayasa'nın, anayasa değişikliği konusunda Anayasa Mahkemesinin esastan denetim yapmasını yasakladığını söyledi. Anayasa Mahkemesinin, 110 imza bulunup bulunmadığı, davanın Resmi Gazete'den yayımından itibaren 10 gün içinde açılıp açılmadığı gibi şartlar yönünden karar verdiğini anlatan Bozdağ, davanın kabulüne karar verildiğini söyledi. Anayasa Mahkemesinin, mahkemenin öngördüğü günlerde şekil denetimi yapmasının söz konusu olacağını dile getiren Bozdağ, şekil denetiminin Anayasa'nın 148. maddesinde 3 konuyla sınırlandırıldığını vurguladı. Bozdağ, Anayasa Mahkemesinin esasa dair denetim yapamayacağını ve bu yönde yetkisi de bulunmadığını ifade ederek, şöyle devam etti: “Çünkü Anayasa, Anayasa Mahkemesinin anayasa değişikliklerini esastan denetlemesini yasaklamıştır. Anayasa'nın ortaya koyduğu ilkeler bellidir. Anayasa'nın 148. maddesi ne söylüyorsa odur. Sadece şekil denetimi vardır. Onun dışında bir denetim yapması, dolayısıyla yetkisini aşması yasak alana girmesi demektir. Ben Anayasa Mahkemesinin Anayasa'ya uygun davranarak, esasa girmeyeceğini, sadece şekil yönüyle bir denetim yapacağını, CHP'nin itirazlarını şekil şartları açısından inceleyeceğini düşünüyorum. Şekil şartları da Anayasa'ya uygun olduğu için davanın reddi yönünde bir karar çıkacağını ümit ediyorum.”

 
DÜNYA BASININDAN

İsrail'in önde gelen gazetelerinden Haaretz: "Netanyahu için geri sayım başladı". "Gazze filosu"na kanlı saldırıyı sert dille eleştiren Haaretz'in yazarı Nehemia Shtrasler, "İntihar eden devlet" başlıklı yorumda, "İsrail'in uluslararası statüsünün aldığı darbe ile Netanyahu hükümetinin iktidardan düşüşü için geri sayım başladığını belirtirken ilk Netanyahu hükümetinin çöküş sürecinin, Oslo Anlaşmalarını yok etmesi ile başladığını anımsattı. İsrail'in önde gelen gazetelerinden Haaretz, yazarı Nehemia Shtrasler imzasıyla yayımladığı, "İntihar eden devlet" başlıklı yorumda Netanhayu hükümetine yönelik sert eleştirilerini sürdürdü. Bu çerçevede Başbakan Netanhayu ve şahin Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman'ın bazı sert açıklamalarına dikkat çekildiği yorumda Netanyahu "Don Kişot", krizin ekonomik etkilerini küçümseyen Maliye Bakanı Yuval Steinitz ise Sanço Panza'ya benzetildi. Steinitz'in, Türkiye ile tüm altyapı ve enerji projelerinin askıya alınması ve ülkeye yönelik askeri ve sivil ihracatına ilişkin soru işaretlerinden etkilenmediğini belirten Shtrasler, bazı Avrupa örgütlerinin İsrail'i boykot edeceklerini açıkladıklarını, Deutsche Bank'ın Elbit Sistemlerindeki payını sattığını, Nikaragua'nın bile diplomatik ilişkileri kestiğini belirtikten sonra, "Yakında hiçbir İsrailli, yurt dışına çıkamayacak ancak bu onun için bir sorun oluşturmuyor" diye yazdı. "Ancak bütün bunlar, İsrail'in dünyadaki statüsünün düşürüldüğü, devletin meşruluğunu adeta kaybettiği, görülmemiş dibin yanında bir hiçtir" da diyen yazar, şöyle devam etti: "İsrail'in uluslararası statüsündeki tehlikeli dip, Netanyahu hükümeti için geri sayımın başlangıcıdır. Birinci Netanyahu hükümeti (1996-1999) döneminde de işler de böyle oldu. O zaman çöküş yolu, (Netanyahu'nun) Oslo anlaşmalarını yok etmedeki başarısı ve silahlara dönüşü ile başladı. Bu, Clinton yönetimi ve Avrupa devletlerinin ona karşı tavır almalarına neden oldu. Tek umudumuz bu defa üç yıl almamasıdır. Tehlike çok büyük, çünkü."

 
GÜLEN HOCA'DAN İLGİNÇ "İSRAİL" DEMECİ

Fethullah Gülen, İsrail ordusunun, Akdeniz’de Gazze’nin ablukasını delerek yardım götürmeyi amaçlayan filoya düzenlediği operasyonda 9 Türk hayatını kaybetmesiyle ilgili görüşlerini açıkladı. Wall Street Journal gazetesinin haberine göre Gülen, söyleşide olayla ilgili izlediği haberler hakkında, "Gördüğüm şeyler hiç de hoş değildi" dedi. Gülen, "Çok çirkin şeylerdi” diye konuştu. Gülen, organizatörlerin Gazze’ye yardım götürmeden önce İsrail’le uzlaşma yolunu seçmemelerini "faydalı sonuçlar doğurmayacak şekilde otoriteye baş kaldırmak” olarak tanımladı. İsrail'den izin alınmalıydı : WSJ, Gülen’in sözlerinin İsrail tarafından iade edilen aktivistlerin Türkiye’de kahramanlar gibi karşılandığı bir döneme denk geldiği yorumunu yaptı. Gazze’ye yardım götüren gemilerin önder organizatörlerinden biri olan ve 100’den fazla ülkede yardım faaliyetleri gerçekleştiren İnsani Yardım Vakfı’ndan (IHH) kısa bir süre önce haberdar olduğunu söyleyen Gülen, “IHH’nin politik bir amaç güdüp gütmediğini söylemek kolay değil” dedi. Gülen, kendi hareketiyle ilişkili bir derneğin Gazze'ye yardım götürmek istediği zaman onlara İsrail'den izin almaları gerektiğini söylediğini belirtti. Gülen ayrıca, bu olayda suçluyu bulma işinin Birleşmiş Milletlere bırakılmasının en iyi seçenek olduğunu da sözlerine ekledi. Söyleşiyi gerçekleştiren muhabir, Gülen’in evinin koridorunda, büyük bir Türkiye haritası, Kuran’dan bir ayet ve Boğaz üzerinden geçen bir Türk F-16’sının resmi bulunduğunu da aktardı.

 
BAŞSAVCI'DAN SİYASİ SÖYLEMLER

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, TBMM yetkilerini kullanırken ve bu kapsamda Anayasa'yı değiştirirken Anayasa'nın koyduğu kurallara mutlak suretle sadakat göstermesi gerektiğini vurgulayarak, “Anayasa'nın koruma altına aldığı maddelerde değişiklik öngören veya Anayasa'nın diğer maddelerinde yapılan değişikliklerle, koruma altına alınan maddelerin doğrudan doğruya veya dolaylı olarak değiştirilmesi, değiştirilmesinin teklif edilmesi Anayasaya aykırılık sonucunu doğurur” diye konuştu. Yalçınkaya siyasi partiler kanunun değiştirlmesi gerektiğini söylerken, “Ağır bir güven bunalımı, toplumla siyasal kadroların birbirleri ile ayrı düştükleri görüntüsünü ortaya çıkarmış, bu, partiler ve siyasal kadroların, Türkiye'nin sorunlarına çözüm getirebileceği yönünde umut ve beklentileri azaltmıştır” dedi. Yalçınkaya, Yargıtay Konferans Salonunda düzenlenen “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 18. Onur Günü”nün açılış konuşmasına yaptı. Yalçınkaya, adaletin, demokratik yaşamın esasını teşkil ettiğini, gözden kaçırılmaması gerektiğini ifade ederek, “Hukuk devletinin oluşturulması, demokratik ve hukuki kuralların yerleşmesini sağlamakla yükümlü olan yüksek yargı organlarına yönelik siyasi partilerin politik çıkarlara dayalı beyanları, Anayasa'da belirtilen güçler ayrılığı ilkesine aykırı olduğu gibi, kamuoyu önünde yargıyı ve kararlarını tartışılır konuma getireceği, saygı ve güveni azaltacağı tartışmasızdır” diye konuştu.

 
İNTERNETE BÜYÜK SANSÜR

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının (TİB) kararıyla Google'a ait bazı IP'lere (Internet Protocol Address), "hukuksal nedenlerden dolayı" erişimin engelleneceği öğrenildi. Bazı ADSL firmaları ve servis sağlayıcılar tarafından abonelerine gönderilen bilgilendirmeye göre, erişimi engellenen IP'ler dolayısıyla Google'in bazı uygulamalarına erişememe veya erişimde yavaşlık yaşanması bekleniyor. Bilgi notunda, sınırlamayla Google İnternet sitesine erişimde sorun yaşanması, reklam gibi analiz verisi için internet sitelerinde Google Analytics, Google Maps gibi Google  uygulamalarını kullanan portal veya internet sitelerinde erişimin yavaşlayabileceği uyarısı yapıldı, Google Toolbar yüklü bilgisayarlarda bazı sitelere, internet siteleri dahilinde "google search" kullanan alan adlarına erişimde yavaşlama olabileceği ifade edildi. Firmalara ait Google uygulamalarıyla entegre veya Google Search'e dayalı bazı uygulamaların bu erişim kısıtlamasından etkilenmesinin de söz konusu olabileceği duyuruldu. Bu arada uzmanlar, TİB'in kararının, Google'a ait eski Youtube IP'leri ile ilgili olabileceğini değerlendirdi.

 
ABD HÂLÂ " İSRAİL HAKLI" DİYOR
 

ABD Başkan Yardımcısı Biden, İsrail'in Gazze'ye giden gemileri, silah kaçakçılığını önlemek için durdurma hakkının bulunduğunu söyledi. Amerika Birleşik Devletleri, İsrail’in uluslararası sularda yardım gemilerine saldırısına mazeret bulmaya çalışıyor. Amerikan Başkan Yardımcısı Joe Biden, İsrail’in Gazze’ye giden gemileri, silah kaçakçılığını önlemek için durdurma hakkı bulunduğunu öne sürdü. Joe Biden Amerikan PBS televizyonunda katıldığı bir programda, İsrail’in gemilerdeki malzemeyi arama hakkına sahip olduğunu iddia ederek şunları söyledi. "İsrail, gemiye askerleri çıkarmalı mıydı, çıkarmamalı mıydı, bunu tartışabilirsiniz. Ama işin doğrusu, Hamas ile savaş halindeki İsrail’in, silah kaçırıp kaçırılmadığını ve güvenlik çıkarlarıyla ilgilenmeye kesinlikle hakkı bulunuyor" Saldırıdaki can kaybı ve yaralanmaları göz ardı ederek İsrail’e destek veren Biden, "Doğrudan Gazze’ye gitmede ısrar etmenin ne anlamı var? İsrail’in, "Gemide ne olduğunu bilmiyorum. Bu kişiler (Hamas) benim halkıma 3 bin roket atıyor’ demesi meşrudur." dedi. Amerikan yönetiminin İsrail’i kollayan tutumuna yönelik bir açıklama da Amerikan Dışişleri Bakanlığı’ndan geldi. Sözcü Philip Crowley, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nin saldırıyı kınayan kararına, niçin karşı çıktıklarını açıkladı. Crowley, "Bu karar, daha olayla ilgili bir soruşturma açılmadan bütün sorumluluğu İsrail’e yükler. O yüzden uygunsuz ve acele bir karar olduğunu düşündük." dedi. Philip Crowley, kararın, hassas durumu daha da politize etme riski taşıdığını iddia etti.

 
ENGİN ÇEPER DAVASINDA KARAR

Engin Çeber’in Metris Cezaevi’nde ölümüne ilişkin davada 3 gardiyan ve bir cezaevi ikinci müdürü işkenceyle ölüme sebebiyet vermekten müebbet hapse mahkum oldu. Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davanın duruşmasına, tutuklu sanıklar Murat Çise, Nihat Kızılkaya, Sami Ergazi, Fuat Karaosmanoğlu, Selahattin Apaydın ve Yavuz Uzun ile bazı tutuksuz sanıklar katıldı. Duruşmada 19 aylık yargılama son buldu ve mahkeme önemli bir karara imza attı. Buna göre cezaevi ikinci müdürü Fuat Karaosmanoğlu ile infaz koruma memurları Selahattin Apaydın, Sami Ergazi ve Nihat Kızılkaya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme sanıkların iyi halini gözönünde bulundurarak cezayı müebbet hapse çevirdi. Mahkeme ayrıca üç polis memuru ve cezaevi doktorunu da değişen hapis cezalarına çarptırdı. Engin Çeber, Sarıyer’de 28 Eylül 2008 tarihinde izinsiz toplantı ve gösteri yapmak isterken kimlik kontrolü yapan polislerce arandığı için gözaltına alınmıştı. Daha sonra tutuklanarak Metris Cezaevine götürülen Çeber, uğradığı kötü muamele sonucu rahatsızlanmış ve kaldırıldığı hastanede ölmüştü.

 
NİZAMDER'DEN BASIN AÇIKLAMASI

Gazze’ye insani yardım götürmekten başka hiçbir gayesi olmayan başta Mavi MARMARA isimli Türk gemisi olmak üzere toplam 6 gemiden oluşan insani yardım FİLO’suna Akdeniz’de uluslararası sularda, İsrail’den 70 mil açıkta seyir halinde iken 31 Mayıs tarihinde sabaha karşı İsrail askerleri tarafından savaş gemileri ve savaş helikopterleri tarafından önce kuşatılmış sonra ise yardım gönüllülerini güya korkutup caydırmak için rastgele ateş açılmıştır ve ardından yardım gönüllülerinin gemileri askerler tarafından işgal edilmiştir. Açılan ateşler sebebiyle ilk belirlemelere göre; 6’sı Türk olmak üzere toplam 19 insani yardım gönüllüsü öldürülmüştür; öte yandan 30’a yakın kişi ise yaralanmıştır.  Ki biz ölenleri, içinde bulundukları gönüllü yardım faaliyeti çerçevesinde şehit olarak kabul ediyoruz. Bilindiği gibi İsrail Devleti ilk kurulduğundan bu yana yarım asrı aşkın bir süredir bölgesinde vandalca davranmakta ve Filistin sivil halkı üzerinde katliam operasyonları uygulamaktadır. Gerçek, insanı özgür kılar ki İsrail Devleti evrensel değerler karşısındaki tutsaklığını günbegün hoyratça pekiştirmektedir. Evrensel değerlere bağlı ve vicdan sahibi devletlerin ve bireylerin İsrail’in yarım asırdır sürdürdüğü vandallığı kendini ve sınırlarını korumaya dayalı legal refleks olarak görmesi mümkün değildir. Ne var ki; birçok devlet ve birey, farklı saiklerle bu tür pervasız saldırılara seyirci kalmaktadırlar ki tüm insanlara ve devletlere bu apaçık gerçeğin yükünü taşıyabilmenin ve hukuk içinde kalmak şartıyla yerinde ve en sert eylem ve tepkilerin insanlar arası kardeşlik düşüncesini geliştireceğini hatırlatmayı tarihsel bir sorumluluk olarak görüyoruz. Açıklamanın devamı...

 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 63 - 93 Toplam: 1096

ADANA- NİZAM HUKUKÇULAR DERNEĞİ-2008