|
Amerikan basının önemli gazetelerinden Wall Street Journal, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine karşı çıkılmasını, "Asıl sebep Kıbrıs ya da reformlar değil Türkiye’nin yüzde 99’unun Müslüman olması" şeklinde değerlendirdi. Gazetede, "Türkiye Kapıyı Çalıyor; Avrupa Birliği Girmesine İzin Verecek mi" başlığıyla yer alan yorumda, "Ankara’nın tam üyelik için 1987 yılında Avrupa Birliği’ne başvurduğu" hatırlatıldı. Yazıda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Almanya Başbakanı Angela Merkel’in ziyareti sırasında, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyeliğini yine gündeme getirdiği kaydedildi. Gazete, Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin ise bu konudaki tutumlarını değiştirmediklerini ifade etti. Wall Street Journal "Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyeliğine karşı çıkılmasındaki asıl sebebin Kıbrıs ya da siyasi reformlar gibi konuların değil, halkının yüzde 99’unun Müslüman olması olduğu ve bu gerçek sebebin hiç konuşulmadığını" vurguladı. Yazıda, "Çoğunluğu Müslüman olan bir ülkenin Avrupa Birliği kulübünün niteliğini büyük ölçüde değiştireceği yönünde yaygın bir inanış bulunduğu" ifade edildi. |
|
|

Sırbistan, 1992-95 yılları arasında yaşanan Bosna Savaşı’ndaki utanç sayfası nedeniyle özür diledi. Parlamento’da kabul edilen kararla, 1995’te Srebrenitsa’da binlerce Bosnalı Müslümanın öldürülmesi kınandı ve özür dilendi. Ancak "soykırım" ifadesi kullanılmadı. Hükümetin desteklediği özür dilenmesine ilişkin karar tasarısı 250 sandalyeli parlamentoda oylandı. 127 milletvekili lehte 21’i ise aleyhte oy kullandı. Milliyetçi milletvekilleri ise oylama öncesinde salonu terketti. Kararda, Srebrenitsa kurbanları için duyulan üzüntü dile getiriliyor ve katliamın önlenmesi için yeterince çaba gösterilmemesi dolayısıyla özür dileniyor. Sosyal Demokratların lideri Nenad Canak karara ilişkin olarak, "Bu yüzleşmemiz gereken geçmişimizle ilgili olarak sadece bir başlangıç. Savaş suçlarını gelecek nesillere bırakamayız" şeklinde konuştu. Ancak Bosna-Hersek’ten tepki geldi. Boşnaklar, kararda "soykırım" ifadesinin kullanılmamasını sert bir dille eleştirdi. 1995 yılında, general Ratko Mladiç komutasındaki Sırp güçleri, Srebrenitsa’da, Avrupa’da ikinci Dünya Savaşı’ndan bu yana görülen en büyük vahşeti sergileyerek 8 bin Müslümanı öldürmüştü. Avrupa Parlamentosu ve Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı, Srebrenitsa’da soykırım yapıldığına karar vermişti. |
|
|

Adalet Bakanlığı, Almanya'daki Deniz Feneri soruşturmasıyla ilgili olarak istenen belgeleri 29 Mart'ta teslim etti. Almanya’daki Deniz Feneri soruşturmasıyla ilgili olarak Adalet Bakanlığı, Frankfurt Bölge Mahkemesi Savcılığı’nın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan istediği belgeleri, 29 Mart Pazartesi günü Almanya’nın Ankara Büyükelçiliği’ne teslim etti. Almanya’daki Deniz Feneri e.V soruşturmasını yürüten Frankfurt Bölge Mahkemesi Savcılığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan bazı belge ve bilgiler istemiş, Başsavcılık da istenen belge ve bilgileri 29 Mart Pazartesi günü Adalet Bakanlığı’na ulaştırmıştı. Bakanlık aynı gün 6 klasör ve 1 koliden oluşan evrakı, Almanya ve Türkiye arasındaki sözleşmeler uyarınca özel bir kurye ile Almanya’nın Ankara Büyükelçiliği’ne elden teslim etti. |
|
|
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Anayasa değişiklik paketinde Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları için Yüce Divan’da yargılanma yolunun açıldığını söyledi. "Komutanların Yüce Divan’da Yargılanmalarının Yolu Açılıyor": Adalet Bakanı Sadullah Ergin Anayasa Paketindeki son değişiklikleri değerlendirdi. "Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının Yüce Divan’da yargılanmasının yolu açılıyor" diyen Ergin, şöyle konuştu: "Anayasa Mahkemesi’nin Yüce Divan sıfatıyla yargılayacağı kişilerin listesinde değişiklik yapıldı. Mevcutlara ilaveten TBMM Başkanı, Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları’nın Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesi’nde yargılanmasını öngören anayasal düzenlemelere gidildi." Bakan Ergin, "HSYK için nasıl bir model öngörüyorsunuz?" sorusuna ise şu karşılığı verdi: "Taslağı oluştururken hem yüksek yargıdan üyeler bulunsun, hem en çok istenen şey kürsüdeki hakim savcılar, en az yarısını ve yarısından fazlasını seçmeli diye Avrupa Hakimleri Danışma Konseyinin kararları var. Bizim öngördüğümüz yapıda Yargıtay, Danıştay ve kürsü hakimlerinin yapacağı seçimler, tamamı hakim ve savcılardan oluşan 21 üyeli bir kurum öngörmüştük. Bunun 15 tanesini Yargıtay, Danıştay doğrudan seçiyor ve kürsüdeki hakim savcılar doğrudan seçiyor. Şu andaki yapı onlar kendi içinden 3 katı aday belirliyorlar cumhurbaşkanı seçiyor. Biz bu aradaki cumhurbaşkanını çıkarttık. Yargıtay ve Danıştay genel kurulları doğrudan kendi seçimini yapıp buraya bildiriyor. Artı bir tane de Anayasa Mahkemesi için öngörmüştük onu değiştiriyoruz. Adalet Akademisi Genel Kurulu kendi üyeleri içerisinden bir asıl bir yedek doğrudan seçip buraya versin diyoruz. İdari ve adli yargı olmak üzere toplam 10 üyeyi, 11 bin hakim savcı seçmen olacak, 4 bin kadar birinci sınıfa ayrılmış hakim savcı arasından oraya seçecekler. 21 kişilik kurulda 15 üye hakim savcı sınıfından kendi içinden demokratik yöntemlerle doğrudan seçiliyor." |
|
|

Anayasa değişikliğinde Meclis maratonu başlıyor. AKP, değişiklik taslağını bugün (30.03.2010) Meclis Başkanlığı’na sunmaya hazırlanıyor. "21’inci yüzyılın Türkiye yüzyılı olması hayal değil" diyen Başbakan, bunun için anayasal değişikliklerin şart olduğunu söyledi. Partisinin Yerel Yönetimler Sempozyumu’nda konuşan Erdoğan, Anayasa değişikliği konusundaki kararlılıklarını, "Biz bu taşın altına sadece elimizi değil, bedenimizi koyduk" sözleriyle dile getirdi. "21’inci yüzyılın Türkiye yüzyılı olması asla hayal değil" diyen Erdoğan, şöyle konuştu: "Ama bunun için değişime, dönüşüme, reformlara ihtiyacımız var; buna sırt çeviremeyiz. Türkiye’ye yakışan, ufkuna, vizyonuna yakışan anayasal değişiklikleri hiç vakit kaybetmeden hayata geçirmek zorundayız. Biz bu sorumluğu taşıyoruz ve bu taşın altına elimizi koymadık bedenimizi koyduk." Anayasa paketi üzerinde çalışmaların devam ettiğini belirten Başbakan, değişiklik taslağının bugün Meclis Başkanlığı’na sunulabileceğini "Bu Ülkenin Rotasını Elitler Değil, Millet Çizer" : "Bu ülkenin ve bu toprağın sahibi nasıl milletse; bu rejimin, bu cumhuriyetin de yegane sahibi millettir. Kimse bunu sahiplenmesin. Bu ülkenin rotasını elitler değil, millet çizer. Bu ülkeyi sırça köşklerinde milletten kopuk efendiler değil, bizzat millet idare eder. Bu ülkeye çeteler, mafya, hukuk dışı yapılanmalar değil, bizzat millet yön verir." |
|
|
.jpg)
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, anamuhalefetin anayasa değişikliği konusunu Anayasa Mahkemesine götürmeyi düşünmesini eleştirdi. Bülent Arınç, Manisa’da düzenlediği basın toplantısında, "Birilerinin halka sorduktan sonra bile, onu iptal ettirmeyi düşünmesi tam bir akıl tutulmasıdır" dedi. Arınç, "Referandumdan sonra bile iptal ettirebileceğini, hiç sıkılmadan, hiç yüzü kızarmadan söyleyebiliyorlar. Halk karar verecek, ama birileri Anayasa Mahkemesi’ne müracaat ederek geçmişteki alışkanlıklarından kalan bir şekilde referandumdan çıkmış olanı bile Anayasa Mahkemesi’nde iptal ettirebilecek. Bu akıl tutulmasıdır." diye konuştu. "Risk Alır, Sonuçlarına Katlanırsınız". Arınç, CHP lideri Deniz Baykal’ın anayasa paketiyle ilgili hükümetin "kumar oynadığı" sözlerini de cevapladı. Bülent Arınç, "Kumar sözünü bir deneyimli yani çok tecrübeli anlamında kullanıyorum, yıllarını siyasete vermiş bir insanın kullanması ne kadar yakışıksızdır... Biz halkla kucaklaşıyoruz. Halkı seviyoruz ve siyasetimizi ona göre yapıyoruz. Bunlar kumar değil. Siyasette doğru bildiğinizi yaparsınız, risk alırsınız, sonuçlarına katlanırsınız..." dedi. |
|
|

Cumhurbaşkanı Gül, hukukçu ve siyaset bilimcilerin gündemdeki Anayasa değişikliğine ilişkin görüşlerini alacak. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, hukukçu ve siyaset bilimci 7 ismi Çankaya Köşkü’ne davet etti. Anayasa Değişikliği Paketi’nin ele alınacağı toplantıda, Adalet Eski Bakanlarından Hikmet Sami Türk, Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Ergun Özbudun, Gazeteci-Yazar Tarhan Erdem, Siyaset Bilimci Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu, Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Mustafa Bumin, Yargıtay Eski Başkanı Osman Arslan ve Gazeteci-Yazar Taha Akyol katılacak. Yemekte, Cumhurbaşkanı Gül, hukukçu ve siyaset bilimcilerin gündemdeki Anayasa değişikliğine ilişkin görüşlerini alacak. |
|
|

Yargıtay ve Danıştay Başkanlıklarının telefonlarının dinlendiği iddiasıyla Telekomünikasyon İletişim Başkanlığında arama başlatıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, Yargıtay ve Danıştay Başkanlıklarının telefonlarının dinlenildiği iddialarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığında, Ankara 9. Sulh Ceza Mahkemesi’nin kararı doğrultusunda arama başlatıldı. Başsavcıvekili Nuri Yiğit, konusunda uzman üç bilirkişi ile birlikte saat 10.00’da TİB’e gitti. Yiğit ve beraberindekiler, Yargıtay ve Danıştay Başkanlıklarının telefonlarının daha önce dinlenip dinlenilmediğini tespit edecek, eğer herhangi bir dinleme söz konusu ise bunlara ilişkin kayıtlara el konulacak. Bu kapsamda, TİB Başkanı Fethi Şimşek’in de aralarında bulunduğu yetkililerden bilgi istenecek. Yargıtay ve Danıştay Başkanlıklarının telefonlarının dinlenip dinlenilmediğinin tespiti amacıyla Yargıtay tarafından verilen numaralardan uygulamalar yaptırılacak ve bu kayıtların sistemde nasıl kaydedildiği gözlemlenecek. Bu uygulama sırasında, bir Cumhuriyet Savcısı da Yargıtay Başkanlığı’nda hazır bulunuyor. |
|
|
AKP için 2007’de yeni anayasa taslağı hazırlayan ekibin başkanı Prof. Ergun Özbudun ile ekip üyelerinden Serap Yazıcı, AKP’nin hafta başında kamuoyuna açıkladığı anayasa değişiklik önerisini eleştirdi. Özbudun, Anayasa Mahkemesi’nin oluşumunda Cumhurbaşkanı’nın rolünün artırılmasına tepki gösterirken, Yazıcı, TBMM’nin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na (HSYK) üye seçmemesine karşı çıktı. Yazıcı “Hükümet taslağı 1982 Anayasası’nın vesayet mekanizmalarını zayıflatmakta, tümüyle ortadan kaldırmamaktadır” dedi. AKP’nin tartışılan anayasa paketini değerlendiren Özbudun, taslağa en büyük itirazının Anayasa Mahkemesi’ne üye atamada Cumhurbaşkanı’nın yetkilerinin artması olduğunu söyledi: “Taslak her şeye rağmen demokratik ve olumlu. Yargı bağımsızlığını ihlal edeceğini düşünmüyorum. Ruhu itibarıyla 2007’de hazırladığımız anayasa değişiklik önerisinden farklı değil. Ancak bir takım itirazlarımız var. Anayasa Mahkemesi’nin oluşumunda Cumhurbaşkanı’na değil parlamentoya daha çok rol tanınmalıydı. Bugün parlamento ancak üç üye seçiyor, onları da Sayıştay’ın ve baro başkanlarının göstereceği adaylar arasından seçiyor. Batı modellerinde, parlamento belirleyicidir. Batıda parlamento Anayasa Mahkemesi’nin tamamını ya da üyelerinin çoğunluğunu seçer. Buna itiraz ediyorum. Anayasa Mahkemesi’nin üyelerinin seçiminde Cumhurbaşkanı’nın çok belirleyici olmasına karşıyım.”
|
|
|
Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Berra Besler, TBB Yönetim Kurulu'nun anayasa değişiklik paketine ilişkin oybirliğiyle oluşturulan görüşlerini açıkladı. Besler, hazırlanan paket doğrultusunda Anayasa değişikliğinin gerçekleşmesi halinde "yargı bağımsızlığı" ve "tarafsızlığının" daha da tehlikeye itileceğini savunarak, "Değişiklik taslağının yargıya ilişkin içeriği 'siyasal yargıya' geçişin hukuki alt yapısının oluşturulmakta olduğu kuşkularına haklılık kazandırmaktadır" dedi. Devlet kurumları ve toplumun haklarını düzenleyen, güvence altına alan anayasaların nasıl yapılacakları kadar nasıl değiştirileceklerinin de yaşamsal öneme sahip olduğunu vurgulayan Besler, anayasa değişiklikleri yapılırken sistemin özüne ve kuvvetler ayrılığı ilkesine dokunulmaması gerektiğine işaret etti. TBB'nin "2007 Anayasa Önerisi" ile ortaya koyduğu görüşlerin bugün de geçerli olduğunu belirten Besler, "Öngörülen siyasi arka planlı yasal değişikliklerin, adaletin işleyişindeki temel sorunların üstesinden gelebilecek, yurttaşlarımızın 'adil yargılanma hakkı'na ilişkin beklentilerine yanıt verebilecek 'yargı reformu' ile hiçbir bağı bulunmamaktadır. Yargı reformu bir yana, söz konusu anayasa değişikliğinin gerçekleşmesi halinde zaten sorunlu olan 'yargı bağımsızlığı' ve 'tarafsızlığı' daha da tehlikeye itilmiş olacaktır. Değişiklik taslağının yargıya ilişkin içeriği 'siyasal yargıya' geçişin hukuki alt yapısının oluşturulmakta olduğu kuşkularına haklılık kazandırmaktadır. Bu düzenlemeler Avrupa Birliği İstişare Ziyaret Raporları, İlerleme Raporları ve Avrupa Yargıçlar Konseyi Raporu önerileriyle yargı bağımsızlığı yönünden çelişir niteliktedir" dedi. Besler, TBB Yönetim Kurulu olarak AK Parti'den değişiklik taslağını geri çekmesini ve toplumun tüm kurum ve kesimlerinin katıldığı bir uzlaşma ortamının oluşturulmasına katkı sağlanmasını istedi. |
|
|