|
Hukuk devleti ilkesi, çağdaş demokrasilerin belirleyici niteliğidir. Çağdaş uygarlık düzeyine yükselebilmek, hukuk devleti ilkesinin evrensel ve çağdaş ölçütlere uygun olarak gerçekleştirilmesi, geliştirilmesi ve korunması ile olanaklıdır. Hukuk devleti, demokratiklik ilkesinin yanı sıra evrensel kuralların üstünlüğünün de güvencesidir. Demokrasi ve hukuk devleti, biri diğeri olmadan düşünülemeyecek iki temel kavramdır. Hukuk devleti, hukukun bilinen ve tüm uygar ülkelerin benimseyip uyguladığı ilkelere, evrensel hukukun üstün kurallarına bağlı olan devlettir. Hukuk devleti ilkesi, yargısal denetim yoluyla yürütme ve yasamanın sınırsız gücünü dengeleyen işlevi ile hukukun üstünlüğü temeline dayanır. Hukukun üstünlüğü, devletin hukuka bağlılığını, yasama ve yürütme erkleri ile yönetimin işlem ve eylemlerinin bağımsız yargı tarafından denetimini sağlar; temel hak ve özgürlüklerin güvencesini oluşturur. Böylece kişilerin hukuk güvenliği de sağlanmış olur. Türkiye, Avrupa Birliği'ne tam üyelik sürecinde, her alanda Avrupa Birliği ölçütlerini yakalamak ve kendini yenilemek zorundadır. Bunun yanında, Türkiye'nin, üyelik sürecinden bağımsız olarak kimi yeni düzenlemeleri de yapması gereklidir. Gerçekleştirmemiz gereken hukuksal reformun başında Anayasa'da yapılması gereken değişiklikler gelmektedir. Türkiye, öncelikle insan hakları ve yüksek yargı alanında evrensel normlara uyum sağlamak ve uluslararası sözleşmeler karşısında Anayasa ve yasa kurallarını gözden geçirerek, sözleşmelerde öngörülen evrensel ölçütleri hukukuna kazandırmakla yükümlüdür. "Hukuk devleti" ilkesini sözde bırakmayıp yaşama geçiren ve üstün kılan bir Anayasa değişikliği, Atatürk’ün başlattığı çağdaşlaşma ve demokratikleşme sürecini başarıyla sonuçlandıracak, Türkiye'nin çağdaş demokratik uluslar topluluğu içindeki saygınlığını artıracaktır. Herkesin, birey ve yurttaş olmanın sorumluluğu ile, hukuk devleti ilkesine işlerlik kazandırma çabalarına katkıda bulunacağına inanıyor; Yeni Adli Yılda başta Yüksek Mahkemelerin Başkan ve üyeleri ile tüm avukat, hakim ve savcılar olmak üzere tüm yargı çalışanlarına esenlikler diliyoruz. Saygılarımızla, Nizam Hukukçular Derneği Yönetim Kurulu |
|
|
'İrticayla mücadale eylem planı'nı yazdığı iddiasıyla 4 ay önce tutuklanarak cezaevine konan Kurmay Albay Dursun Çiçek ölüm orucuna başladığını açıkladı. Albay Çiçek, "hukuk cinayeti bitinceye kadar orucumu açmayacağım" dedi. İrtica ile mücadele eylem planı davasında 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan Kurmay Albay Dursun Çiçek, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın 11'inci duruşmasında tahliye talebinde bulundu. Savunmasını yaptıktan sonra tahliye talebinde bulunan Albay Dursun Çiçek, talebinin reddedilmesinin ardından 'ölüm orucuna' başladığını açıkladı. Albay Dursun Çiçek'in avukat kızı İrem Çiçek, babasının kendi el yazısıyla gönderdiği notu, gözyaşlarına boğularak okudu. İrem Çiçek, babasının ölüm orucuna başladığına dair notu okumakta zorlandı. "İftira, yargısız infaz ve tutsaklık bitinceye, hakimler, hukuk ve vicdanlarına göre karar verinceye, hukuk ve adalet geri gelip hukuk cinayeti bitinceye kadar orucumu açmayacağım. Evet, babam artık orucunu açmayacak". Bu arada İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, suç vasfının değişme ihtimali ve dosyadaki mevcut delil durumunu dikkate alarak yaklaşık 10 aydır tutuklu bulunan Ulusal Kanal İstihbarat Şefi Ufuk Akkaya'nın tahliyesine karar verdi. Akkaya hakkında yurt dışına çıkış yasağı konuldu. |
|
|

30 Ağustos coşkusu Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner başkanlığındaki geniş katılımlı askeri heyetin Anıtkabir’i ziyaretiyle başladı. Orgeneral Koşaner, beraberindeki Kuvvet Komutanları ve diğer askeri yetkililer Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün huzurunda saygı duruşunda bulundu. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Koşaner daha sonra şeref defterini imzaladı. Koşaner, daha sonra deftere yazdığı metni yüksek sesle okudu. Orgeneral Koşaner metinde şunları kaydetti: "Büyük Önder, Ebedi Başkomutan, Yüce Atatürk; Ulusumuzun bağımsızlık ülküsü etrafında toplayıp kazandığın büyük zaferin 88. yıldönümünü kutlamanın coşkusunu yaşıyoruz. Kazanılan bu büyük zafer, Türk tarihi için bir dönüm noktası olması bakımından taşıdığı değerin yanında ulusumuzun sonsuza kadar birlik ve bütünlük içinde, çağdaş uygarlıklar arasında yerini almasının teminatı olan Cumhuriyete kavuşmanın yolunu da açmıştır. Günümüz muharebelerinin gerektirdiği çağdaş teknoloji ürünü harp silah araçları, üstün eğitim ve bilgi birikimine sahip kahraman personeli ile Türk Silahlı Kuvvetleri, gücünü aldığı yüce Türk milletinin gurur kaynağı olmaya devam edecektir. Yüce Atatürk; sarsılmaz bir kararlılıkla bağlı olduğumuz Atatürkçü düşünce sisteminin ulusumuz için taşıdığı önemin farkında olarak aziz hatıran önünde saygıyla eğiliyoruz. Ruhun şad olsun." |
|
|
ABD Başkanı Barack Obama, bir süre önce yapılan kamuoyu yoklamasına göre halkın yaklaşık beşte birinin kendisini Müslüman olarak görmesinden endişe duymadığını söyledi. Obama, NBC televizyonundaki bir haber programında yayımlanan açıklamasında, Hristiyan olduğunu "gerçek gerçektir" ifadesiyle dile getirerek, "kendisinin dini inancıyla ilgili düşünce karışıklığından kasıtlı olarak yanlış bilgi veren bir şebekenin sorumlu olduğunu" kaydetti. Kendisinin ABD'de doğmadığı gibi çeşitli söylentileri de hatırlatan Obama, bu söylentilerin izini sürmeye kalkması durumunda başka bir şeyle uğraşamayacağını, "Müslüman olarak görülmekten" endişe duymadığını söyledi. "Doğum sertifikasını alnına yapıştırıp gezemeyeceğini" belirten Obama, "aynı şekilde, Amerikan halkının kapasitesinin, inancıyla ilgili bu saçmalıkların arkasındakini görecek düzeyde olduğunu" kaydetti. |
|
|
Anayasa değişikliği paketinde tuzaklar olduğunu iddia eden Tarhan, şöyle devam etti: "Siyasi iktidar yargıçların müzik, heykel ve resim sanatıyla uğraşmasını isteyerek, adliyeyi güzel sanatlara bağlamak niyetinde. Doğruyu ve gerçeği söyleyen YARSAV üyelerine, 'siz kim oluyorsunuz' tehditleriyle susturmak, hatta yok etmek istiyor. İşlerine gelmediğinde cübbelerimizi çıkartarak, siyasete girmemizi istediler. Bizim uzmanlık işimiz yargı. Bundan böyle cübbemize daha çok sarılacağız. Bilinçli aydın halkımız, bizi susturmalarına, yok etmelerine izin vermeyecek. Anayasa değişikliği paketinde yargının denetim gücünü yok etmek istiyorlar. 'Evet' de 'hayır' da çıksa, mücadelemiz sürecek. Yapılmak istenen 'Cumhuriyet ile hesaplaşmak'. İlhan Cihaner olayı, Erzurum-Erzincan hattındaki gelişmeler bunu açıkça ortaya koyuyor. "Olanaklar içinde kentleri ziyaret ederek sivil toplum kuruluşlarının katkısıyla vatandaşlara anayasa değişikliğinin olumsuzluklarını anlattığını ifade eden Tarhan, "Sessiz çoğunluğun sessiz kalmamasını istiyor ve aylardır, yargı bağımsızlığının yok edilmek istendiğini halka anlatıyoruz. Bizlerin zırhlı araçlarımız, gösterişli takım elbiseli özel korumalarımız yok. Vatana olan borcumuzu bu şekilde ödeyeceğiz" dedi. Kimsenin yargıcı olmayacaklarının altını çizen Tarhan, konuşmasını şöyle tamamladı: "Şayet referandumda evet çıkarsa, yargı emir ve talimatlarla yönetilecek. Zaten Anayasa değişmeden yargıya müdahale ayyuka çıktı. Başbakan, başbakan yardımcıları ve Adalet Bakanı şimdiden açıkça yargıya müdahale ediyorlar. Yandaş medya tarafından yargıçlar hedef gösteriliyor. Hukuk herkese lazım olacak. Özellikle halkın son umut kapısı olan yargıda elden çıkarsa ülke kaosa sürüklenir. Referandum, masallardaki pamuk prensese verilen 'zehirli elma' gibi. YARSAV olarak kesinlikle pozisyon alacağız. Yanlış uygulamalara geçit vermeyeceğiz." |
|
|
SERDAR TURGUT: Hanefi Avcı, kitabıyla ülkemizde telefon dinlemeleri hakkında ve bunu çeteleşerek yapan bir cemaat olduğu iddiasıyla yeniden büyük tartışma yaratmışken, Yargıtay'dan konuyla ilgili çok önemli bir karar çıktı. Yargıtay'ın bu kararı tarihi olarak nitelendirilebilir ve son dönemde bu konuyla çalkalanan ülkemizde bir dönüm noktasını oluşturabilir. 10'uncu Ceza Dairesi tarafından alınan karara göre, bundan sonra telefon dinleme tutanakları ve kamera kayıtları, sanıklar tarafından görülecek. Eğer kayıtlar sanıklara gösterilmezse bu durum davanın bozulmasına neden teşkil edecek. Açılan birçok davada, davanın sadece sürpriz biçimde ortaya çıkan kayıtlara dayandırıldığı göz önüne alınırsa birçok önemli davanın Yargıtay'ın bu kararı sonrasında akıbetinin ne olacağına bakmak gerekecek. Bu haber, 24 Ağustos günü Habertürk Televizyonu'nda akşam 18.00 haberlerinde verildi. Haberin altındaki imza, kanalın tecrübeli yargı muhabiri Yasemin Güneri'ye aitti. Ertesi gün detayları öğrenmek için bütün gazeteleri baştan aşağıya okudum, internet sitelerini de inceledim. Baktım hiçbir yerde yok. Televizyondan rica ettim, bana haberin metnini gönderdiler. Yasemin Hanım'la da konuştum, kendisini tebrik ettim ve bana mahkemenin kararını yollamasını rica ettim. Yolladı da, okudum ve gerçekten demokratikleşmemiz yolunda ve bugünlerde yaşanan korkuları bir nebze olsun yumuşatıcı nitelikte tarihi bir karardı. Galiba televizyon haberciliğinin kötü bir kaderi var. Yapılan haber ne kadar önemli olursa olsun sadece televizyonda kaldığı zaman o habere sabun köpüğü muamelesi yapılıyor. Yazının devamı... |
|
|
Rusya’da etkili olan aşırı sıcaklıkların neden olduğu yangınlar, ülkede hayatı olumsuz etkiledi. Son 130 yılın en sıcak yazını yaşayan ülkede binlerce hektarlık alan kül oldu. Ekonomik zararın 300 milyar doları bulabileceği belirtiliyor. Rusya Cumhurbaşkanı Dimitri Medvedev’in son 40 yılın en büyük doğal felaketi olarak nitelendirdiği yangınlarda 52 kişi hayatını kaybetti. Yüzbinlerce hektar alan yandı, binlerce ev ve araç kül oldu, binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Afetin Rusya’ya mali faturasının 300 milyar doları aşacağı belirtiliyor. 170 bin görevlinin yanı sıra ordu birliklerinin ve gönüllülerin söndürmek için yoğun mücadele verdiği yangınlardan en çok etkilenen noktalardan biri havaalanları oldu. Duman tabakasının görüş mesafesini düşürmesi, uçak seferlerinde aksamalara yol açtı. Daha çok soğuk kışıyla ünlü olan Moskova, yoğun bir dumanla kaplandı. Bazı uzmanlar, yangınlardan, 2006’da Devlet Başkanı iken Sovyetler Birliği’nden kalma merkezi orman koruma kanununu değiştirerek orman köylüsünü mağdur eden Putin’i suçluyor. Özellikle Moskova çevresindeki kurutulan bataklık alanlardaki torf oluşumunun aşırı sıcaklarla beraber kolayca tutuşabilir hale geldiğine dikkat çekiliyor. Çok uzun süre için için yanan torfların yarattığı dumanın, çok daha yoğun ve insan sağlığı için büyük tehdit oluşturduğu kaydediliyor. Amerikan Havacılık ve Uzay Ajansı NASA’ya göre de, Rusya ve Sibirya’daki orman yangınları kuzey yarımkürede dev bir kirlilik bulutu oluşturdu. |
|
|

Cumhurbaşkanı'nın talimatıyla Devlet Denetleme Kurulu iddiaları inceleyecek. Toplanan YÖK Genel Kurulu da KPSS ile ilgili iddiaları ele aldı. KPSS’deki kopya iddiaları Çankaya’yı da harekete geçirdi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün talimatıyla Devlet Denetleme Kurulu da söz konusu iddiaları araştıracak. Kurul, şu anda yapmakta olduğu ÖSYM ve yükseköğretim konularındaki çalışmaya KPSS iddialarını da ekleyecek. Açıklamada şöyle denildi: "Sayın Cumhurbaşkanımız, 2010 KPSS ilgili olarak ortaya atılmış olan söylenti ve iddiaların da söz konusu çalışmanın kapsamına dahil edilmesi talimatını vermişlerdi." Ankara’da toplanan YÖK Genel Kurulu da KPSS ile ilgili iddiaları ele aldı. İddialarla ilgili çalışma başlatan YÖK Denetleme Kurulu’nun incelemelerini bir iki gün içerisinde tamamlaması bekleniyor. En çok merak edilen konulardan birisi de 31 Ağustos’ta yapılacak öğretmen atamalarının akıbetiydi. Milli Eğitim Bakanlığı daha önce atamaların yapılacağını duyurmuştu. Ancak bazı gazeteler ataması yapılan öğretmenlerin görevlendirmelerinin uzatılacağı iddialarını ortaya attı. Bu iddia Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürü Necmettin Yalçın tarafından yalanlandı. Bir Aday Sınavın İptali İçin Dava Açtı. Öte yandan, kopya iddiaları üzerine Onur Yalçın isimli aday, sınavın iptali için İdare Mahkemesine dava açtı. |
|
|

Başbakan, önce TESKOMB ve TESK’in düzenlediği iftara katıldı ardından da özel bir televizyon kanalında gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Esnafa, anayasa değişiklik paketini anlatan Erdoğan, CHP liderinin gündeme getirdiği genel affa karşı çıktığını açıkladı. TESKOMB ve TESK’in Ankara’da düzenlediği iftarda esnaf ve sanatkarlara seslenen Başbakan Erdoğan, anayasa değişikliğindeki düzenlemelerin yargı üzerinde etki oluşturacağı eleştirilerine cevap verdi. Başbakan, "HSYK enteresan konu, kendi arka bahçemizi oluşturmak için, Yüce Divan’dan kurtulmak için anayasayı değiştirdiğimizi söylüyorlar. Horona giren terler, abdestinden şüphesi olmayanın namazından da şüphesi olmaz. Biz böyle yola çıktık. Bizim derdimiz yok" dedi. Başbakan, yargının yürütmenin önüne engel çıkardığını söyledi. Başbakan Erdoğan, "Ayaklarımızda pranga var, diyorsunuz ki parlamentonun yüzde altmışı sizde, çözün gidin, neyi çözüyorsun? Yargı gücü seni engelliyor. Biz vali bile atayamıyoruz. 23 kere bir müdürü yargı iade edebiliyor. Halkın karşısına o çıkmıyor ki! Ben halka hesap veriyorum" dedi. İftarın ardından özel bir televizyon kanalında konuşan Başbakan Erdoğan , CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel af çağrısına ilişkin değerlendirmelerde bulundu, çağrıya karşı çıktığını açıkladı. Başbakan, "Bu şehitlerimizin anneleri, babaları, kardeşleri, onların feryadını sen kulak ardı edebilirmisin. Böyle bir hakkı ben kendimde görmüyorum. Bir defa böyle bir genel affa önce ben karşı çıkarım, çünkü böyle bir yetkiyi kendimde göremiyorum." dedi. Başbakan Erdoğan, 12 Eylül’de genel seçimin değil halk oylamasının yapılacağını da vurguladı. Erdoğan, "Buradan çıkacak oy, altını çizerek söylüyorum asla bir güven oylaması değildir. Bu metin bir AK Parti metni değildir. AK Parti projesi değildir. Tayyip Erdoğan projesi değildir. Ahmet, Mehmet projesi değildir. Bu tamamen milletin kendi projesidir. Neye karşı, darbe anayasasına karşı." dedi. |
|
|

"Haliç'te Yaşayan Simonlar" kitabının yazarı Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı merkeze alınmayı talep etti. Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı merkeze alınmayı talep etti. Haliç’te Yaşayan Simonlar kitabını yazan Hanefi Avcı hakkında, İçişleri Bakanlığı ve savcılık tarafından inceleme başlatılmıştı. Avcı, Eskişehir Emniyet Müdürlüğü görevini bırakıp merkeze alınması isteğiyle dilekçe verdi. Hanefi Avcı’nın Merkez’e alınmasına ilişkin tek kişilik kararnamenin Başbakanlığa gönderildiği bildirildi. Kararnamede, Avcı’nın yerine herhangi bir atamanın yapılmadığı, Eskişehir’den bir emniyet müdür yardımcısının Avcı’nin yerine vekalet edeceği öğrenildi. Son Dakika: Haliç'te Yaşayan Simonlar" adlı kitabıyla gündeme gelen Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı'nın merkeze alınmasıyla ilgili kararnameyi, Başbakan da imzaladı. |
|
|

Van'daki 28 sivil toplum örgütünün temsilcisi, 12 Eylül'de yapılacak referandumda 'Evet' oyu kullanacaklarını bildirdi. Cumhuriyet Caddesi'ndeki bir lokantada toplanan sivil toplum örgütü temsilcileri adına basın açıklamasını, Van Öğretmenler Derneği (VÖDER) Başkanı Adnan Şen okudu. Şen, anayasa değişikliği ile ilgili halkı bilgilendirmeyi görev olarak gördüklerini belirterek, Türkiye'de değişimi hızlandıracak, birlik ve beraberliğin tesisine katkı sağlayacak, bütün kesimleri kucaklayan yeni bir anayasanın kaçınılmaz olduğunu söyledi. Huzuru, barışı, birlik ve beraberliği koruyarak, demokratik ve sivil bir anayasa talebini toplumda canlı tutmak ve değişiklik paketine 'Evet' demek için bir araya geldiklerini vurgulayan Şen, şöyle konuştu: ''50 yıllık askeri cunta anayasalarının yerine, geniş özgürlüklerin olduğu, evrensel hukuka dayalı, herkesi aynı gören, herkesi birinci sınıf vatandaş gören, 'ben' ve 'öteki'yi oluşturmayan, aynı duygu ve düşünceleri ortak payda altında toplayabilen bir anayasanın kısmen de olsa vuslatını yaşamayı amaçlamaktayız. Bu nedenle burada bulunan sivil toplum kuruluşları adına bütün benliğimizle referanduma 'Evet' diyoruz ve bu süreçte sandıktan 'Evet' çıkması için gayret edecek, referandumun hayati önemini halkımıza anlatacağız.'' Referandum sürecinin barış içerisinde, demokrasiye yakışır şekilde, kavga ve tartışmalara yol açmayacak biçimde sonuçlanmasını temenni eden Şen, Türkiye'nin demokrasi sınavından başarıyla geçeceğine inandığını ifade etti. |
|
|