|
Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın, “Haliç’te Yaşayan Simonlar, Dün Devlet Bugün Cemaat” adlı kitabında İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Berk’in “kişilik haklarına saldırıda bulunduğu” gerekçesiyle 20 bin lira tazminat ödemesine karar verildi. Küçükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde tarafların avukatlarının katıldığı duruşmada kararı açıklayan hakim, eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın “Haliç’te Yaşayan Simonlar, Dün Devlet Bugün Cemaat” adlı kitabında İstanbul Cumhuriyet Savcılarından Mehmet Berk’e yönelik sözlerinin “kişilik haklarına saldırı” olduğu gerekçesiyle Berk’e tazminat ödemesine karar verdi. |
|
|
Yargıyı hızlandıran adımlara bir yenisi daha eklendi. Yargıtay, postada yaşanan 1 ay ile 3 ay arasında yaşanan gecikmeyi ortadan kaldıran elektronik imza uygulamasına geçti. Artık bütün Yargıtay daire ve üyeleri, temyiz kararlarının onayını hem fiziki hem de elektronik ortamda yapıyor. Temyiz dosyalarının sonucunu içeren ilamlar, Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) ile elektronik ortamda yerel mahkemelere gönderiliyor. Yerel mahkemeler de, uygulama sayesinde fiziki dosya gelmeden hızlı bir şekilde onama veya bozma kararlarını inceleyebiliyor. Ardından da kâğıt ortamında onayı yapılan fiziki dosyalar yerel mahkemeye gönderiliyor. Yargıtay Başkanlığı, 2006'nın başından itibaren Ulusal Yargı Ağı projesini kullanmaya başladı. UYAP'la adli ve idari faaliyetlerin tamamının elektrik ortamda yürütülmesi etkin, şeffaf, denetlenebilir bir yargı sisteminin oluşturulması ve kâğıtsız ofis ortamına geçilmesi hedefleniyor. UYAP projesi kapsamında Yargıtay Başkanlığı bütün kullanıcılara (üye, tetkik hakimi ve Yargıtay savcıları) elektronik imza aldı. 2009 yılı Kasım ayında başlayan elektronik imza yaygınlaştırma çalışmaları 1 Ekim 2011 tarihinde tamamlandı. Yargıtay cumhuriyet savcılarının tamamı tebliğnamelerini UYAP üzerinden yazarak elektronik imzaları ile imzalıyor. Daire başkanlıklarının tamamında verilen kararlarda elektronik imza ile imzalanıp ilk derece mahkemelerine UYAP üzerinden elektronik imzalı ilamlar şeklinde gönderiliyor. |
|
|
AB Genişleme Komiseri Stefan Füle'nin basın ofisinden yapılan açıklamada, hükümetin demokratik standartları güçlendirme ve birçok engeli kaldırma niyetinin memnuniyetle karşılandığı belirtildi. Yargı reformu paketinde özellikle daha önceki kitap toplatma kararlarının hükümsüz hale getirilmesinden ve tutuklamaların zorlaştırılmasından övgüyle bahsedilen açıklamada, şu görüşlere yer verildi: ''Bunlara karşın daha fazlasına ihtiyaç var: AB Komisyonu ilgili taraflara bu fırsatı kullanarak ifade özgürlüğünü, özgürlük ve güvenlik hakkını ve adil yargılanma hakkını zayıflatan sorunları çözme çağrısı yapar. Fikirlerini açıklama hakkı ve şiddete tahrik arasında bariz bir ayrım için Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu ve terörle ve terör örgütü üyeliğiyle ilgili suçlarla ilgili Ceza Muhakemesi Kanunu'ndaki tanımlamaların değiştirilmesi çok önemlidir.'' Açıklamada, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde ifade özgürlüğü, özgürlük ve güvenlik hakkı ve adil yargılanma hakkından yeni mahkumiyetler almamak için kapsamlı bir reforma ihtiyaç duyduğu kaydedildi. |
|
|
İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nin yanında bulunan büyük salonda yapılan duruşmaya, eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek, Eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan, MHP İstanbul milletvekili Emekli Korgeneral Engin Alan, emekli albay Dursun Çiçek, Güney Deniz Saha Komutanı Koramiral Abdullah Can Erenoğlu'nun da aralarında bulunduğu 168 tutuklu sanık katıldı. Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok'un da aralarında bulunduğu 81 tutuklu sanık ise duruşmaya katılmadı. Duruşmada ayrıca 52 tutuksuz sanık da hazır bulunurken, hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar emekli Orgeneral Ergin Saygun ve İkinci Ergenekon davası kapsamında tutuklu yargılanan bu davanın tutuksuz sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz'ün de aralarında bulunduğu 64 tutuksuz sanık ise duruşmaya katılmadı. Mahkeme Başkanı Ömer Diken 31 Ocak'ta görülen duruşmada sanık Dursun Çiçek'in mahkemeye dilekçe sunduğunu ve ağır hasta olan annesini ziyaret edebilmek için izin talebinde bulunduğunu ifade etti. Bu talebi değerlendirdiklerini açıklayan Başkan Diken, yasaya göre tutukluların ailesi ve birinci dereceden yakınlarının ölümü halinde izin verildiğini ifade ederek, yasaya göre sanık yakınlarının rahatsızlık durumunda sanıklara bir izin verilmediğini belirtti. Mahkeme heyeti bu gerekçelerle sanık Dursun Çiçek'in izin talebinin reddetti. Talebinin reddedilmesi üzerine sanık Çiçek söz istedi ancak mahkeme Başkanı Ömer Diken izin vermedi. |
|
|

İntihar ettiği öne sürülen eski Tunceli Jandarma Alay Komutanı Albay Kazım Çillioğlu'nun mezarından alınan örnekler üzerinde inceleme yapan Adli Tıp Kurumu raporunu savcılığa gönderdi. Lojmanında ölü bulunan ve “intihar ettiği” öne sürülen eski Tunceli Jandarma Alay Komutanı Albay Kazım Çillioğlu'nun mezarından alınan örnekler üzerinde inceleme yapan Adli Tıp Kurumu, raporunu özel yetkili savcılığa gönderdi. Raporda, saç köklerinde arseniğe rastlanan Çillioğlu'nun, kürek kemiğinde kurşun yarası olduğu öngörülen delik ile kaburgalarında kırık olduğu tespit edildi. Tunceli Jandarma Alay Komutanlığı görevini yürüttüğü 1994 yılında lojmanında ölü bulunan Kazım Çillioğlu'nun intihar ettiği ileri sürülmüştü. Çillioğlu'nun mezarını açtıran Malatya Özel Yetkili Başsavcı Vekili Özden Doğan, soruşturma kapsamında 150'nin üzerinde kişinin ifadesine başvurdu. Savcılık talimatıyla, Çillioğlu'nun Düzce'deki mezarından alınan örneklere ilişkin incelemelerini tamamlayan Adli Tıp Kurumu da, hazırladığı raporu Malatya Özel Yetkili Savcılığı'na gönderdi. Raporda, “Kazım Çillioğlu'nun kafatasındaki saç köklerinde arseniğe rastlandığı, kürek kemiğinde kurşun yarası olduğu öngörülen delik, kaburgalarında kırılma olduğunun belirlendiği” bildirildi. Bu arada, soruşturma kapsamında savcılık talimatıyla dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş'in Ankara'da nöbetçi savcı tarafından ifadesinin alındığı öğrenildi. |
|
|
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, selefleriyle ilgili sorulardan uzak duran, geçmişte yaşanıp bitenler üzerinde fazla konuşmak istemeyen yanı ile bilinse de ilk kez bu kadar açık konuştu. Dubai'de kaldığımız Madinat Jumeirah Al Qasr Oteli’ndeki sohbetimizde sorularımızı yanıtlarken ilginç mesajlar verdi: - Evren ve Şahinkaya’nın yargılanmasını nasıl görüyorsunuz? Yargılama süreciyle ilgili ne diyebilirim; hukuki süreç. Bunların önemi şu: Esas önemi caydırıcılık anlamında... Türkiye’nin artık nasıl bir ülke haline geldiğini gösterir. Herkesin kendi alanını, anayasal sınırlarını bilmesi gerekiyor. Dönemler geliyor geçiyor. Bugün Türkiye’yi yönetenler için de, hepimiz için de geçerli olan bir şey. Herkes anayasal sınırlarını bilecek. Hiç kimse kendisine defakto bir takım güçler çıkarmayacak. Zaman zaman böyle yanlışlıklar yapıldı doğrusu. Zannedildi ki o dönemler değişmeyecek. Bunlar bir daha yanlışların yapılmaması için önemli. - Evren ile Çankaya Köşkü’nde bir fotoğrafınız gündeme getiriliyor... Ne derseniz deyin; eski bir cumhurbaşkanı değil mi? Türkiye’yi o kadar süre temsil etmiş, şu anda da cumhurbaşkanlığı olarak, eski cumhurbaşkanı olarak ihtiyaçları karşılanır. Dolayısıyla eski cumhurbaşkanı olarak ziyaret etmek isteyince... - Yüce Divan’da yargılanması gerekir mi? Yasalar neyse o... Milletvekillerinin tutukluluğu, yasama ve yargı arasında sorun mu? Muhakkak ki bu çözüm bekleyen bir problem. Bunun halli şüphesiz ki önemli. (Tutukluluğun) cezaya dönüştürülmemesi, süratlendirilmesi gerektiğini hep söyledim. Hükümetin hazırladığı bir paket var; yargılama sürecinin hızlandırılmasıyla ilgili. |
|
|
Fransa’da sözde Ermeni soykırımı inkarına ceza yasa tasarısının anayasaya aykırı bulunması olasılığını değerlendiren Sarkozy’nin “bir yasa daha hazırlarım” dediği belirtildi. Fransa hükümetinden iki bakan, Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ile yapılan bakanlar kurulu çıkışında yaptıkları açıklamada Anayasa Konseyi’nin sözde Ermeni soykırımı inkarına ceza yasa tasarısını anayasaya aykırı bulması durumunda Sarkozy’nin hiç vakit kaybetmeden yeni bir tasarıyı meclise vermek istediğini açıkladılar. |
|
|

Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcıvekilliği, 27 Nisan 2007'de Genelkurmay Başkanlığı internet sitesinden yayınlanan "e-bildiriyle" ilgili soruşturma başlattı. 367 OY KRİZİNİN PERDE ARKASI ARAŞTIRILACAK: Savcılığın, dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt ile birlikte görev yapan kuvvet komutanlarının ifadesine başvurması bekleniyor. Savcılık, cumhurbaşkanlığı seçim sürecindeki krizin perde arkasını da araştıracak. Savcılık, 28 Şubat süreci ile ilgili soruşturmasını sürdürürken, 27 Nisan e-bildirisiyle ilgili yapılan suç duyurularını dikkate alarak ayrı bir soruşturma başlattı. "e bildiri" ile ilgili Türkiye genelinde yapılan suç duyuruları Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcıvekilliği'nde birleştirildi. 2012/317 esas sayılı soruşturma numarası ile başlatılan tahkikat kapsamında savcılığın, "Bizzat ben kaleme aldım" diyen dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt ile kuvvet komutanlarının ifadesine başvurması bekleniyor. 27 Nisan soruşturmasını, 12 Eylül darbesiyle ilgili iddianameyi hazırlayan Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Kemal Çetin yürütüyor. Savcı Çetin, Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesindeki e-bildirinin kimin talimatıyla yayınlandığını ve cumhurbaşkanı seçim sürecinde yaşanan 367 oy krizinin perde arkasını da araştıracak. AĞAR VE MUMCU DA ARAŞTIRILACAK: Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk tur oylamasına son anda katılmayacağını açıklayan dönemin Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu ve DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar'ın herhangi bir baskıya uğrayıp uğramadığı da araştırılacak. Savcılık, İstanbul Özel Yetkili Savcılığı'ndan, "İrtica ile Mücadele Eylem Planı" başta olmak üzere, 27 Nisan dönemine ait belgeleri de isteyecek. |
|
|

Fransız senatör ve vekillerin soykırım yasasının iptali için Anayasa Konseyi'ne yaptığı başvuru, Valerie Boyer'i şoke etti. Fransa'da "Ermeni soykırımını inkarı suç sayan yasa tasarısının" 77 senatör ve 65 milletvekilinin imzasıyla Anayasa Konseyi'ne götürülmesi, tasarının mimarı Valerie Boyer'i hayal kırıklığına uğrattı. Tasarının Senato'da kabulünden sonra sevinç gözyaşları döken Boyer, dünkü başvuru sonrası "Bu beklediğimiz bir girişimdi. Bazı milletvekillerinin hukuku insanlığa tercih etmelerinden dolayı hayal kırıklığına uğradım. Yabancı bir ülkenin yaptığı baskılar evrensel bir konunun üzerine çıkmamalıydı. Bu girişim, insan haklarına ve Fransa'nın büyüklüğüne yakışmadı. Ancak yine de umutluyum. Şimdi anayasal tartışmalar yaşanacak. Konsey üyelerinin, yasanın anayasaya uygun olduğuna karar vereceğine eminim" dedi. |
|
|

BASIN AÇIKLAMASI : “Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı” hakkında kamuoyuna aşağıdaki açıklamanın yapılması gerekli olmuştur. Buna göre; 1-Yargının etkinleştirilmesini sağlamak, iş yükünü azaltmak amacıyla hazırlanan tasarının doğrudan Adalet Bakanlığı’nın inisiyatifinde hazırlanmış, hazırlanmazdan önce Baroların ve Türkiye Barolar Birliği’nin görüşünün alınmamış olması son derece yanlıştır. 2-Yargının iş yükünü azaltmak adına tasarıda yer verilen kimi düzenlemeler ile İcra İflas Kanunu’nun, Türk Ceza Kanunu’nun, Basın Kanunu’nun, idari yargının sistematiği bozulmuş, Anayasa’mızın 36.maddesi ile güvence altında olan hak arama özgürlüğü kısıtlanmış, hukuk devleti ilkesi çiğnenmiştir. 3- Bu cümleden olarak İcra İflas Kanununda yapılan değişiklikle ev eşyalarının haczinin neredeyse tamamen olanaksız hale getirilmesi, alacaklı/borçlu ilişkisindeki menfaat dengesinin borçlu lehine bozularak alacaklıların hak kaybına uğramaları sonucunu doğurmuştur. Yine icra memurlarının haciz esnasındaki yetkilerinin orantısız biçimde arttırılması doğru değildir. Sürelerin alacaklı ve/veya vekili yönünden kısaltılmış, idarenin yapacağı işlemler yönünden uzatılmış olması Anayasa’mızın 10.maddesinde düzenlenen kanun önünde eşitlik ilkesine aykırıdır. Çok önemli detaylar... |
|
|