Ana Menü
Anasayfa
FORUM
Kayıt Ol
Basın Açıklamaları
Faaliyetlerimiz
Köşe Yazıları
Üye Arama
Üye Listesi
Ziyaretçi Defteri
Avukat ara
Fotoğraflar
Hukuk Dernekleri
Üye Girişi
Adana
Adana Şehir Haritası
Nöbetçi Eczaneler
Adanadan Fotoğraflar
Eklenen Fotoğraflar
Anket
Sitemizi beğendiniz mi?
 
Mevzuat
Kanun
KHK
Yönetmelik
Adalet Bak. Genelgeleri
Mülga Mevzuat
Uluslararası Sözleşmeler
HSYK Kararları
Son Eklenen Haberler
FORUM'a Son Eklenenler
Ziyaretçi Sayısı
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün390
mod_vvisit_counterDün428
mod_vvisit_counterBu ay11436
mod_vvisit_counterBugüne kadar170080
Grafik Hava Durumu
HABER ARŞİVİ
BAROLAR BİRLİĞİ'NDEN ÖNEMLİ AÇIKLAMA

BASIN AÇIKLAMASI : “Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun Tasarısı” hakkında kamuoyuna aşağıdaki açıklamanın yapılması gerekli olmuştur. Buna göre;  1-Yargının etkinleştirilmesini sağlamak, iş yükünü azaltmak amacıyla hazırlanan tasarının doğrudan Adalet Bakanlığı’nın inisiyatifinde hazırlanmış, hazırlanmazdan önce Baroların ve Türkiye Barolar Birliği’nin görüşünün alınmamış olması son derece yanlıştır.  2-Yargının iş yükünü azaltmak adına tasarıda yer verilen kimi düzenlemeler ile İcra İflas Kanunu’nun, Türk Ceza Kanunu’nun, Basın Kanunu’nun, idari yargının sistematiği bozulmuş, Anayasa’mızın 36.maddesi ile güvence altında olan hak arama özgürlüğü kısıtlanmış, hukuk devleti ilkesi çiğnenmiştir.  3- Bu cümleden olarak İcra İflas Kanununda yapılan değişiklikle ev eşyalarının haczinin neredeyse tamamen olanaksız hale getirilmesi, alacaklı/borçlu ilişkisindeki menfaat dengesinin borçlu lehine bozularak alacaklıların hak kaybına uğramaları sonucunu doğurmuştur. Yine icra memurlarının haciz esnasındaki yetkilerinin orantısız biçimde arttırılması doğru değildir. Sürelerin alacaklı ve/veya vekili yönünden kısaltılmış, idarenin yapacağı işlemler yönünden uzatılmış olması Anayasa’mızın 10.maddesinde düzenlenen kanun önünde eşitlik ilkesine aykırıdır. Çok önemli detaylar...
 
BASIN AÇIKLAMASI

Le pays où la liberté, l’égalité et la conscience collective courent le danger: la France... Nous obsérvons, avec de la stupéfaction, de l’inquiétude et d’une réaction profonde, le projet de loi, étant décidé à l’Assemblée nationale de France, qui concerne la suppression de la liberté de refus des accusations iniques et sans fondement portées contre la Turquie et notre histoire. Le fait de condamnation à la peine de prison et à celle d’amende des autres opinions prétendues contre une vue qui n’est pas reconnue définitivement ne se concilie pas, avant tout, avec des valeurs universelles. Nous souhaitons que l’on renonce à cette tentative qui pourrait mettre la France face à une situation qui sacrifierait l’autonomie de “liberté d’expression, de “recherche scientifique objective” aux attentes nationalistes extrêmes et aux intérêts politiques internes auprès des Européens, des Asiatiques, des Arabes, des peuples de l’Extrême-Orient. Comme on le sait, quand la France a signé la décision du 28 novembre 2010 de l’Union européen, elle avait accepté la nécessité d’une décision tribunale en tant que condition de pouvoir prétendre la Génocide convenablement au Contrat de la lutte des Nations unies contre la Génocide. Mais maintenant le projet, mis à l’ordre du jour de l’Assemblée avec l’appui du président N. SARKOZY, supprime cette réserve. Qu’est-ce qui a changé? Une organisation civile de société intitulée “Liberté à l’Histoire” avait aidé à être empeché un projet similaire à l’Assemblée française. Un comité présidé par le président de l’Assemblée a pris la décision, à l’unanimité des votes, que le fait d’écrire l’histoire n’était pas la tâche du Parlement français. A cette date-là, on avait adopté l’opinion que la prise de conduite des autorités politiques sur des sujets historiques empêcherait le droit de faire des recherches indépendantes des historiens. Qu’est-ce qui a changé dans la période que nous avons laissée au passé? La mission des parlements n’est ni qualifier juridiquement le passé ni se mêler des affaires des historiens. Le projet définit des évenements historiques, qui se sont produits il y a quasiment un siècle sur un terrain étranger, comme “Génocide”; de plus, il prévoit une condamnation sans être informé du détail dont la justesse est confirmée. Or, l’article 34 de la Constitution française n’autorise pas le parlement à porter un jugement sur un évenement historique. Le projet menace l’équilibre entre “la liberté de la presse” et “celle d’opinion et celle d’expression” et la loi sur la “protection des individus”, d’une façon sérieuse. Le contenu de l’acte délictieux que le projet veut créer porte un vrai risque opposé aux principes de l!égalité en matière du délit et de la peine”. Nous voudrions rappeler que le Tribunal constitutionnel français demande d’accorder de l’importance à ce sujet à la phase où l’on définit le délit. Dans la tentative précédente, un groupe composé de 56 académiciens qui sont tous professeurs en droit dans les universités françaises avait sérieusement critiqué la conformité à la Constitution des “lois de commémoration” qui enfreint la liberté d’expression et de recherche historique. Des lois de cette sorte enfreindra les principes de l’égalité vu qu’elles relèvent d’une approche ayant une base trop nationaliste. Cette tentative de la France, à part des relations et des liens turco-français remontant à des siècles, qui encourt la réaction juste de tous les Turcs dans tout le monde et du public ayant du bon sens, est grave et inquiétante pour le peuple français qui est l’un des représantants de l’idée et de la civilisation européenne. En cas de légalisation du texte du projet de loi, cela ne causerait pas de problèmes certains comme on le croit, au contraire, cela nuira à la France, en particulier à longue échéance. Ce projet sans fondement qui anéantit les valeurs universelles apporterait des appuis positifs à la nation turque et surtout à la République turque. Notre inquiétude principale, en tant qu’Association des Hommes de Droit NİZAM, c’est que l’interdiction , par les Parlements, de la discussion des opinions non confirmées au sujet des processus infinis historiques transforme en une habitude dans le monde entier. Nous reprochons, avec du regret, de la stupéfaction, et d’une réaction profonde, à l’Assemblée nationale de France l’acceptation de ce projet de loi qui cause une grande déception et une réaction importante chez le peuple turc. Nous rappelons que ceux qui sont fort sensibles aux principes de “la liberté”, de “l’égalité” et de “la conscience collective”,de la paix mondiale et de la raison globale et commune, ont une grande responsabilité. Avec nos considérations. Association des Hommes du Droit NİZAM

 
GÜNÜN YAZARI

LİVANELİ: ŞAŞIRT BENİ TÜRKİYE... Hani sonunu bildiğimiz trajedileri, görmek için bilet alır, salona gider ve tekrar tekrar izleriz ya; işte bu ülkede yaşamak da ona benziyor. Sonu gelmez bir Hamlet oyunundayız sanki. Ya da sonlarını bilen, kaderini değiştiremeyen ama buna rağmen mücadeleyi elden bırakmayan Grek trajedi kahramanları gibiyiz. Hrant Dink davasının sonucu açıklandı. Şaşırdık mı? Hayır, şaşırmadık! Çünkü burası Türkiye ve burada işler böyle yürür. JİTEM karargâhından toprağa gömülmüş insan kemikleri, kafatasları çıkması da şaşırtmaz kimseyi. Binlerce faili meçhul cinayet dosyasının kapatılması da. Bu ülkenin hapishanelerinde kanlı katiller “Üç leşi var, beş leşi var!“ diyerek saygı görür, el üstünde tutulur. Necip milletimiz haklıdan değil güçlüden yanadır. Suç, ortaya çıkmadığı sürece; rahatsız edici bir şey değildir. İnsanlığın en ağır suçu olan “öldürmek“ ise amaca göre hoş görülebilen hatta desteklenen, insanı yücelten bir eylemdir. Vatan uğruna, namus uğruna, aile uğruna, din uğruna, takım uğruna, mahalleyi korumak uğruna, aşiret uğruna, aşk uğruna; kısacası milli maçtaki coşkudan düğündeki sevince kadar onlarca sebep uğruna insan öldürmek kabul edilebilir hatta gurur duyulan bir şeydir. Açık söyleyeyim, artık pek umudum kalmadı. Bugün artık tek bir şey istiyorum. Türkiye bir gün şaşırt beni ne olur. Bir gün de kazayla mazlumun, kurbanın, acı çekenin, haklının, adaletin yanında ol. Bir kere de evrensel insanlık ilkeleri baskın çıksın. Tek bir gün şaşırt beni; tek bir gün...

 
JANDARMA CEZAEVLERİNDEN ÇEKİLİYOR

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, cezaevlerinin dış güvenliğinin jandarma yerine Adalet Bakanlığı’na bağlı ceza infaz memurlarınca yapılmasını sağlayacak kanun tasarısının parlamentoya sevk edileceğini söyledi. Malatya E Tipi Kapalı Cezaevi'nde düzenlenen ''Malatya Cezaevi Okuyor Kampanyası''nın ödül törenine katılan Adalet Bakanı Sadullah Ergin, kampanya kapsamında en çok kitap okuyan mahkumlara sertifikalarını verdi. ''Bu kurumlara keşke hiç ihtiyaç olmasa'' diyen Ergin, Ceza İnfaz Kurumlarının insanca barınılabilecek, evrensel standartlarda yerler olması için çalıştıklarını belirterek, ''Son 10 yılda yaklaşık 205 Ceza İnfaz Kurumu kapatıldı. Daha modern infaz yöntemlerinin tatbik edilebileceği Ceza İnfaz Kurumları yapıldı. Bu değişim ve dönüşüm sürecimiz devam ediyor'' diye konuştu. Sadullah Ergin, ceza infaz kurumlarının dış güvenliğini jandarmanın, iç güveniğini Adalet Bakanlığına bağlı ceza infaz memurlarının sağladığına değindi. Bakan Ergin, ''Ceza infaz kurumlarının dış güvenliğinin de Adalet Bakanlığına bağlı ceza infaz memurlarınca yapılmasını sağlayacak kanun tasarımız parlamentoya sevk edilmek üzere Başbakanlığa gönderildi. Önümüzdeki Bakanlar Kurulu toplantısında ümit ediyorum bu tasarıyı görüşeceğiz ve parlamentoya sevk edeceğiz'' diye konuştu. Böylece ceza evlerinde iç ve dış güvenlik arasında zaman zaman koordinasyon noktasında yaşanan sorunların en aza ineceğine işaret eden Bakan Ergin, jandarmanın da asli görevi olan kolluk görevlerine daha rahat zaman ayıracağını, esas görevi olan kırsal asayişi sağlayacağını ve ülke güvenliğine katkı sunacağını belirtti.

 
BASIN AÇIKLAMASI

The country in which ‘Liberty’, ‘Equality’ and‘Collective Conscious’ are sacrificed: France We have been watching the work of law, being made a decision by France National Council, for vanishing freedom of refusing unjust and baseless imputations against Turkey and our history. Imposing a fine and imprisonment of the other ideas which are asserted against an unascertained opinion conflicts with, before everything, universal values. We hope to be quit this attempt which will make France in a situation which sacrifices ‘freedom of declaration’ and self determination of ‘objective scientific researchments’ to excessive nationalist expectations being driven away and internal politic benefits As known, while signing the decision taken on 28th October, 2010 of United Nations about genocide, France had accepted the necessity of an international trial decision as a necessary to be claimed a genocide, appropriate to ‘Agreement of Struggle against Genocide’ of United Nations. Now, the Project which brought to parliamentary agenda with the help of President N. Sarkozy is removing this disturbance too. What has changed? A French civil society organisation called ‘Freedom to History’ helped to be embarrassed a similar project. A committee with the leadership of parliamentary leader agreed on a decision that it wasn’t the duty of French Parliamentary to rewrite the history. At that time, it was agreed that if political offices strike an attitude about historical subjects, it embarrasses historians’ right to search freely. What has changed in this period? The duty of parliamentaries isn’t to modify the past as legal or to interfere with historians’ studies. The project defines the historical events happening almost a century ago on a stranger land as a ‘genocide’; moreover, it predicts a condemnation without possessing the detail, truth of which became ascertained. However 34. Provision of French Constitutional does not let parliamentary to comment on a historical event. The project threantens seriously the balance between ‘Freedom of Newsprinting’ and ‘Freedom of Consideration and Define’ with the law of‘Protecting People’. The crime extent which the law project wants to be formed carries a serious risk opposite to the principle of ‘Equality on Crime and Punishment’. We want to make you remember that French Constitutional Court wants to be given importance to this subject at the period being made a crime definement. On the previous attempt, they criticised seriously the constitutional appropriateness of ‘remembrance laws’ which deranged freedom of defining and historical searching of a group of 56 academics who are law professors in French Universities. Such laws will derange equality principles of French Constitution Court because of which they based on an excessive nationalist approach. This France attempt, which took reaction of all Turkey and the Turkish public all around the world, is really serious, thought provoking and concern. When the draft text is enacted, there will be no serious results in terms of Turkey. But France will encounter really serious negative results and effects. This ungrounded draft, which disregard universal morals, will elicit positive contribution the public of Turkey and the commonwealth of Turkey. As Adjustment Barrister Association, our main anxiety is that; countless historic processes, which are questionable visions, are forbidden by the parliaments and it has turned to a custom in all around the world. As the Turkish public, we castigate France National Assembly in a deep reaction and consternation. In this process we remind the people, who feel sensibility about Liberty, Equality and Collective Conscious principles, world peace, there is a serious accountability. Yours Truly. NİZAM BARRISTERS ASSOCIATION

 
BASIN AÇIKLAMASI

“HÜRRİYET”, “EŞİTLİK” VE “KOLLEKTİF BİLİNÇ”İN TEHLİKEDE OLDUĞU ÜLKE: FRANSA... Fransa Ulusal Meclisi’nde karara bağlanan, Türkiye’ye ve tarihimize yönelik haksız ve asılsız ithamları reddetme özgürlüğünü ortadan kaldırmaya matuf yasa çalışmasını şaşkınlık, endişe ve derin bir tepki ile izlemekteyiz. Kesinlik kazanmamış bir görüşe karşı öne sürülen diğer fikirlerin hapis ve para cezasına çarptırılması her şeyden önceevrensel değerlerle bağdaşmamaktadır.Avrupalılar, Asyalılar, Araplar, Uzakdoğulular ve bütün dünya halkları gözünde Fransa’yı “ifade özgürlüğü”nü “objektif bilimsel araştırma” özerkliğini kinle savrulan aşırı milliyetçi beklentilere ve iç politik çıkarlara feda eden bir konuma düşürecek bu girişimden vazgeçilmesini temenni ediyoruz. Bilindiği üzere Fransa, Avrupa Birliği’nin soykırım konusundaki 28 Kasım 2010 tarihli kararını imzalarken BirleşmişMilletler’in Soykırımla Mücadele Sözleşmesi’ne uygun olarak, soykırım iddiasında bulunulabilmenin şartı olarak uluslararası bir mahkeme kararının bulunması gerekliliğini kabul etmişti. Şimdi Cumhurbaşkanı N. Sarkozy’nin desteğiyle Meclis gündemine getirilen tasarı bu çekinceyi de ortadan kaldırıyor. Değişen ne oldu?  “Tarihe Özgürlük” isimli bir Fransız sivil toplum örgütü benzeri bir tasarının Fransız Senatosu’nda engellenmesine katkıda bulunmuştu. Meclis Başkanının başkanlığındaki bir komite, tarihi yazmanın Fransız Parlamentosu’nun görevi olmadığını oybirliğiyle kararlaştırmıştı. O tarihte siyasi makamların tarihi konularda tavır almasının tarihçilerin özgürce araştırma yapma hakkını engelleyeceği görüşü kabul edilmişti. Geride bıraktığımız dönemde ne değişti? Parlamentoların görevi, geçmişi hukuksal olarak nitelemek, tarihçilerin işlerine karışmak değildir. Tasarı,yabancı bir toprakta, yaklaşık bir asır önce olmuş tarihi olayları ‘soykırım’olarak tanımlamaktadır; üstelik, doğruluğu kesinleşmiş detaya vakıf olmadan mahkûmiyet öngörmektedir. OysaFransa Anayasası’nın 34. maddesi, parlamentonun tarihi bir olay üzerine bir hükümde bulunmasına izin vermemektedir.Tasarı, “basın özgürlüğü” ile “düşünce ve ifade özgürlüğü” ve “kişilerin korunması”kanunu arasındaki dengeyi de ciddi bir seviyede tehdit etmektedir. Kanun tasarısının oluşturmak istediği suç kapsamı, “suç ve cezada eşitlik”ilkelerine ters ciddi bir risk taşımaktadır. Hatırlatmak isteriz ki, Fransa Anayasa Mahkemesi, suç tanımı yapıldığı safhada bu hususa önem verilmesini ister. Önceki girişimde, Fransız üniversitelerinde hukuk profesörü olan elli altı akademisyenden oluşan bir grubun ifade vetarihsel araştırma özgürlüğünü ihlal eden “anma yasalarının” anayasaya uygunluğunu ciddi olarak eleştirmişlerdi. Bu tür yasalaraşırımilliyetçi temelli bir yaklaşıma dayandıkları için Fransa Anayasası’nda tanımlanan eşitlik ilkelerini ihlal edecektir. Fransa’nın, yüzyıllara dayanan Türk-Fransız ilişkileri ve bağları bir tarafa dünyadaki tüm Türklerin ve sağduyu sahibi kamuoyunun haklı tepkisini çeken bu girişim Avrupa fikrinin ve medeniyetinin temsilcilerinden biri olan Fransa halkı açısından ciddi, düşündürücü ve kaygı vericidir. Tasarı metni yasalaştığıtakdirde zannedildiği gibi Türkiye açısından ciddi olumsuz sonuçlar doğurmayacağı gibi Fransa’ya -özellikle uzun vadede- çok ciddi zararlarıolacaktır. Evrensel değerleri pervasızca çiğneyen bu mesnetsiz tasarı, sayısız baharlarının yaşandığı günümüz dünyasının kamuoyunda Türk Milleti’ne ve özelde Türkiye Cumhuriyeti’ne olumlu katkılar sağlayacaktır. Nizam Hukukçular Derneği olarak asıl kaygımız; sayısız tarihsel süreçler hakkında kesinlik kazanmamışgörüşlerin tartışılmasının parlamentolarca yasaklanmasının bütün dünyada alışkanlık haline gelmesidir. "Fransa Ulusal Meclisi'nin Türk halkında hayal kırıklığı ve ciddi bir tepki oluşturan bu kanun tasarısını kabul etmesini esef, hayret ve derin bir tepkiyle kınıyoruz. “Hürriyet”, “Eşitlik” ve “Kollektif Bilinç” ilkelerine, dünya barışına, global ortak akla samimi duyarlılık hissedenlere bu süreçte ciddi bir sorumluluk düştüğünü hatırlatıyoruz. Saygılarımızla. NİZAM HUKUKÇULAR DERNEĞİ

 
"TUTUKLAMA KARARINDA" REFORM

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, yargının hızlandırılması amacıyla hazırlanan yargı paketinin detaylarını açıkladı. Konuyla ilgili bir basın açıklaması yapan Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in konuşmasının satırbaşları şöyle: "Ön ödeme kapsamı genişletiliyor. Üst sınırı 3 aya kadar olan hapis cezalarına ilişkin ön ödeme teklifi yapılıyor. Bu teklifi kabul edene soruşturma yok. Bu sınırı 1 yıla çıkarıyoruz. Yalnız sabıkalı olanlar bundan istifade edemeyecek. Yaralama sonucu bir kişi mağdur olmuşsa ön ödeme kapsamından bunlar istifade edemeyecek. Kaçak elektirik kullanımı karşılıksız yaralama suçuna dönüştürülüyor. Suöun niteliği hırsızlıktan çıkarılıyor. Borcun ödenmesi durumunda hapis cezası öngörülmüyor. 5 yıl içinde aynı suç işlenirse kişi bu hükümden yararlanmayacak. Molotof kokteyli silahlı yasa kapsamına alınıyor. Kimse ömür boyu sabıkalı sayılmayacak. Fişleme kayıtları artık kişinin ölümüne kadar değil 5 yıl boyunca saklanacak."  Çarpıcı diğer ayrıntılar...

 
MAHKEMEYE ZORLA GETİRİLECEKLER

12 Eylül askeri darbesiyle ilgili, dönemin Genelkurmay Başkanı ve 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren ile dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Emekli Orgeneral Tahsin Şahinkaya hakkında açılan davanın görülmesine 4 Nisan 2012'de başlanacak. İddianame ve ekleri üzerindeki incelemesini tamamlayan özel yetkili Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi, tensip zaptını düzenledi ve duruşma gününü belirledi. Evren ve Şahinkaya'nın ''Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Tamamını veya Bir Kısmını Değiştirmeye veya Ortadan Kaldırmaya ve Anayasa İle Teşekkül Etmiş Olan Türkiye Büyük Millet Meclisini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasına Engel Olmaya Cebren Teşebbüs Etmek'' suçlamasından'' ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası'' istemiyle yargılanacakları davanın ilk duruşması, 4 Nisan 2012'de saat 09.30'da başlayacak. Duruşmaya, gerekli görüldüğü takdirde 5 ve 6 Nisan 2012'de de devam edilecek. Mahkemesi, Evren ile Şahinkaya hakkında yurt dışına çıkış yasağı getirdi. Özel yetkili Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesince hazırlanan tensip zaptında, ''sanıklar Evren ve Şahinkaya'ya atılı suçun yasada öngörülen ceza miktarı dikkate alındığında, savunmalarının mahkemede alınması gerektiği'' belirtildi. Ayrıntılar...

 
"İNKAR YASASI"NDA SÜRPRİZ GELİŞME

Fransız Senatosu Anayasa Komisyonu, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddedilmesini suç sayan ve Meclis'te kabul edilen yasa teklifinin Senato'nun gündeminde incelenmeye alınmamasını öngören değişiklik önergesini kabul etti. Önergenin kabul edilmesi tasarının Senato Genel Kurulu'na gitmeyeceği anlamına gelmiyor. Fransa meclisinde 22 Aralık'ta kabul edilen Ermeni iddialarının reddini suç sayan yasa teklifi Senato Anayasa Komisyonu'nda görüşüldü. Anayasa Komisyonu, Ermeni soykırım iddialarının inkarını cezalandırmasını öngeren yasa teklifinin senatoda kabul edilmemesi yönünde sunulan önergeyi oy çokluğuyla kabul etti. Karar 29 kabul, 9 ret ve 8 çekimser oyla alındı. Önerge komisyonda görüşülmeden önce Kanunlar Komisyonu Başkanı Sosyalist Senatör Jean-Pierre Sueur yasa teklifi için raportör tayin edildi. Yasa teklifine karşı olmasıyla bilinen Sueur iktidar partisi ve muhalefetteki senatörlerin baskısına rağmen, hukukçu üyelerden oluşan kanunlar komisyonu yasa teklifi aleyhinde görüş bildirdi. Önümüzdeki hafta 23 Ocak pazartesi günü Anayasa Komisyonu'nun kabul ettiği önerge Senato'da oylamaya sunulacak. Üyeler tarafından önerge kabul edilirse, Fransa Meclisi'nde kabul edilen "inkar" yasası kadük hale gelecek. Ancak önerge kabul edilmezse Senato yasa teklifini görüşerek oylamada bulunacak.

 
HAFTANIN YAZARI

A. TURAN ALKAN : Resmî bayram kavramının ne kadar su götürür bir tâbir olduğuna en iyi misal, 27 Mayıs Darbesi'nden sonra komitacı takımının kanunlaştırarak yürürlüğe koyduğu, "27 Mayıs Anayasa ve Hürriyet Bayramı"dır. Bu satırların yazarı, zikredilen "sözde" bayramın, daha ilkokul sıralarında iken sınıf öğretmeninin dilinden o mâlum ve meşhur, "Meşruiyetini kaybetmiş zalim bir iktidara karşı Türk milletinin meşrû direnme hakkını kullanan kahraman Türk ordusunun..." nutku ile nasıl "propaganda" edildiğini unutmuyor. 1963 yılında icad edilen bu sözde bayram, 1982 Anayasası'nın yürürlüğe girmesiyle yine bir başka askerî komitanın -Bu defa basiretli- kararı ile kaldırıldı. 12 Eylül Darbesi'nin yargı önüne çıkarılmasını beklediğimiz şu günlerde denilebilir ki, 12 Eylülcülerin en isabetli icraatlarından biri, toplumla alay eder gibi ihdas edilen bu bayramın kaldırılması olmuştur. Milli Eğitim Bakanlığı'nca 19 Mayıs törenlerinin stadyumlardan kapalı alanlara alınmasına dair genelgesi, bekleneceği üzere yeni bir tartışmaya yol açtı; en şiddetli tepkiyi ise MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli gösterdi. Bahçeli'ye göre uygulama, "...daha hangi gelişmelere yol açacağı belirsiz olan art niyetli girişim ve niyetlerin, milletimizin varlık değerlerine tam anlamıyla kast etmesi" anlamına gelirken Türk milletinin değerleri ve tarihi emanetleri ufak ufak yıpratılıp anlamsızlığa sürükleniyor, Türkiye sistemli bir karşı duruşun, Cumhuriyet'in kanına girmeyi gündemine alan ayırıcı dinamiklerin baskı ve tuzakları ile yüz yüze kalıyordu. Devamı...

 
FİNANCİAL TİMES'TEN "OTORİTER REJİM İDDİASI"

Erdoğan'ın 2002'de iktidara gelişinden bu yana Türkiye'ye daha açık ve liberal bir demokrasi olma yoluna doğru öncülük ettiğini yazan Financial Times'a göre 'Avrupa Konseyi'nin Türk yargı sistemine ilişkin bu haftaki raporu ise bu ilerleyişin giderek duraklayan doğasını ortaya koyuyor.' OTORİTER REJİM İDDİASI : Gazeteye göre rapor "Erdoğan'ın insan haklarına daha fazla saygı gösterme anlamında attığı adımları kabul ediyor. Bununla beraber Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği arzusu zayıflarken Türkiye'den otoriter bir rejim olmaya yönelik rahatsız edici işaretler alınıyor." CHP lideri Kılıçdaroğlu'na Silivri cezaevi çıkışındaki yargıyı eleştirel sözleri nedeniyle soruşturma açılmasına dikkat çekilen makalede 100 gazetecinin cezaevinde tutulduğu hatırlatılıyor. YENİ ANAYASA SÖZÜNÜ TUTMALI : Financial Times'a göre "Erdoğan, uzun zamandır beklenen yeni anayasa sözünü tutmalı. Gazeteye göre yeni anayasa sadece ifade ve diğer özgürlükleri değil, Kürt azınlığın temel haklarını da güvence altına almalı. " DERSİM KATLİAMI İÇİN ÖZÜR DİLEYEN ERDOĞAN ULUDERE'DE SESSİZ : Financial Times, Erdoğan'ın bugüne dek hiç bir Türk liderin yapmadığını yapıp 1930'larda 13 bin Kürdün öldürülmesi nedeniyle özür dilediğini, ama sadece iki hafta önce 35 Kürt sivilin militan sanılarak öldürülmesi nedeniyle özür dilememeyi sürdürdüğünü hatırlatıyor ve "bu tür zıtlıklar giderilmeli" yorumunu yapıyor. Hatta gazeteye göre bu, Arap baharı sonrası Türkiye'nin artan bölgesel nüfuzu göz önüne alındığında çok daha büyük önem taşıyor. Zira Türkiye hükümeti yeni yeni şekillenen Arap demokrasilerine rol model olarak gösteriliyor. Financial Times'a göre 'durgunlaşan ekonomiyle otoriter rejimin güçlenmesi, bir gerginlik reçetesi. Bundan kaçınmak için, Ankara, Erdoğan'ın 2002 yılında belirlediği yolda devam etmeli.'
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 31 Toplam: 1470

ADANA- NİZAM HUKUKÇULAR DERNEĞİ-2008